24 NİSAN 1915-24 NİSAN 2015

24 Nisan 2015


              Tarihi bilmeden, tarihin doğurduğu olaylar üzerinde, bir takım davranışlar sergilemeye kalkışıp, o bilgisizliğe bir de kendinizden bir şeyler katmaya çalışırsanız, tarih şuurundan uzaklaşan her milletin başına gelen sizin de başınıza gelir. Temel dayanaktan yoksun konuşmaları, tavizleri de bunların üzerine eklerseniz kaçınılmaz tepkilerin muhatabı olursunuz. Satranç tahtasında iki yüz yıldır yaptıkları hamlelerini göremediğiniz İngiltere, Fransa, İsviçre, Almanya ve Amerika varsa, bir-kaç defa düşünmeniz gerekir. Göremediğiniz takdirde Orta Asya’dan, Küçük Asya’ya iki asırdır sürdürülen oyunun yönlendirilen figüranı olup çıkarsınız.

               Tarihi bilmeden, Osmanlı İmparatorluğu’nun sadece yükselme devrinde yaşadıklarını “ haklı” olarak hiçbir yere sığdıramayan, ancak tarih sahnesinden çekilme nedenlerini de bilmez veya görmezseniz, size tarihinizi sormaz, üstüne üstlük bir de öğretmeye kalkarlar. Hâlbuki günümüzde bırakın kendi tarihinizi, DÜNYA tarihini de bilmek zorundasınız! I. Yüz yıldan başlayarak, Aziz Petrus’u ve sonra gelenler ile 21. Yüzyıl da Papa Franciscus’u ve dönemlerinde nelere imza attıklarını bileceksiniz ki, dönüp ROMA’NIN ERMENİLERE hangi acıları, hangi soykırımları, hangi TEHCİRLERİ yaşattıklarını söyleye bilesiniz. Ve önce sen KENDİ TARİHİNE bak diye bileseniz. Diaspora öncülüğünde, sizi “SÖZDE” SOYKIRIMI ile suçlamaya kalkan ERMENİLERİN tarihini de, onların neler yaptıklarını, onlara neler yapıldığını da çok iyi bileceksiniz. Osmanlı’nın hangi PAPA’YA, hangi ELÇİSİNİ gönderdiğini, Osmanlı’ya ilk gelen PAPALIK temsilcisi KARDİNALİN adını da geldiği tarihi de bileceksiniz. Bileceksiniz ki; Ey PAPA cenapları M.Ö. 69’da TİGRANES’İN kurduğu yirmi yıl süren ERMENİ Krallığını neden ortadan kaldırdın, diye de sora bilesiniz.

                Bu işler hamasi konuşmalarla, Dışişlerinin en seçkin mensuplarını yok sayarak, dünya siyasetinden bihaber her tuttuğunuzu büyükelçi ve elçi yaparak da olmuyor. Gittiği ülkede, henüz oradan ayrılmadan konuştukları YALANLANAN bir DIŞİŞLERİ BAKANI ile hiç olmuyor. Eline kalem tutuşturduğunuz, Cumhuriyet düşmanlarının, iktidarın başındakilere methiyeler düzmeleriyle de olmuyor. ERMENİLERİN acılarını paylaşmak, kalanlarına taziyede bulunmak güzel de; ya TÜRK’ÜN acısını kim paylaşacak, TÜRK’E kim taziyede bulunacak? Bunu açıklayamayınca da olmuyor.

              Düşünün ki, bir Başbakan Yardımcısı en tartışmalı günlerde “Bilerek, kasıtla ve isteyerek soykırım yapmadık” diyebiliyor. Ya Başbakan’ın kendisiyle çelişen açıklamalarına ne diyeceğiz? “Ne var ki, her şeyi tek bir kelimeye indirgeyerek, sorumluluğu genellemeler yoluyla sadece Türk Milletine yüklemek, hatta bunu bir nefret söylemiyle birleştirmek vicdanen de hukuken de sorunludur” diyen de O, “TEHCİR insanlık suçudur” diyen de yine O.

              Ermenistan’ın bağımsızlığını ilk olarak tanımak, tek taraflı güven artırıcı önlemlere başvurmak, ortak tarih komisyonu kurmayı önermek, Diplomatik ve İkili İlişkiler Protokolleri imzalamak, ancak doğuracağı sonuçları ön görememek, hâlâ doğru yolda olmadığımızın kanıtı değil mi?  Sonra da hiçbir şey yaşanmamış gibi; “Bu meseleyi tarihi temelinden tamamen kopartarak siyasallaştırmak en çok Ermenilere zarar verir” demeyi nasıl yorumlayacağız?

             Biz bir yorum yapamazken, bakın David Gardner:

             “Türkiye Orta Doğu’da istikrarın temel taşı GÖRÜLÜYORDU”
             “NATO nun  sadık ÜYESİYDİ”
             “AB üyeliğine ADAYDI”
             “Erdoğan, bölgenin en güvenilir İSMİYDİ”  diye yazmış!

             AKEPE’NİN uyguladığı kendince doğru(!) politikaları sonunca geldiğimiz nokta maalesef burası.

            Biz de aklımızca SÖZDE SOYKIRIMINI anlatmaya çalışıyoruz! ATATÜRK’ÜN emanet ettiği CUMHURİYET’İN nimetlerinden istifade ederek sırça köşklerinde oturanların, kendi tarihini bilmeden yazıp çizen bilgi kırıntısından yoksun “herif” ve “haspaların” el üstünde tutulduğu bu dönem de daha çok PAPALARIN, PATRİKLERİN, HAHAMLARIN ve Avrupa Parlamentosu gibi kuruluşların suçlamalarına muhatap oluruz. Almaya Cumhurbaşkanı, Rusya Devlet Başkanı da “SOYKIRIM” demiş…

            Duydunuz mu? Barac OBAMA SOYKIRIM dememiş!
 

Kenan Mutlu Gürses

Kenan Mutlu Gürses © 2011 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön