AMA...ANALAR AĞLAMAYA BAŞLADI.....

31 Temmuz 2015


      Yazının başlığını atarken, uzun uzun düşündüm. Ve yazılarımı gözden geçirirken, son günlerde yaşadığımız acıların, hangi yanlış politikalar sonucunda önümüze konduğunu, biz sıradan insanların uyarılarının neden hiç dikkate alınmadığını anlamaya çalıştım. Geriye dönerek yazdıklarıma baktım. Üzüldüm. Üzüldüm. Yorulmayacaksanız  hangi tarihte neler yazdığıma (yazı arşivimden) birlikte göz atalım:

“Cumhuriyetin kuruluşunu ve o dönemde yaşananları, bazıları akıllarınca ve de amaçları doğrultusunda bir taraflara çekmeye çalışmaktadırlar. Bunun onların anlattığı gibi olmadığını siz de okuyunca, anlayacaksınız.” (8.5.2011)

“Anadolu’nun BAĞINDA da, DAĞINDA da, PKKLILAR her gün eylem yapsa da;

Alenen DEVLETİ yıkmaya ve bölmeye çalışanlara hiçbir şey yapılmazken, güya hükümeti yıkmaya teşebbüs edenler adeta yaratılarak yakalanıp tutuklansa da;

Birileri entelektüel kimliklerinin arkasına gizlenerek TARİHİ ÇARPITMAYA kalkışsa da;” (11.7.2011)

“Bunun neresi Kürtleri anlamamak?

Anlaşılmayan iki şey varsa oda, içi boş AÇILIM ve içi boş demokratik ÖZERKLİK değil mi?” (14.8.2011)

“Demek ki, Kürt’le, Kürtçü aynı kefeye konmamalı. Bütün Kürtleri kastederek, terör karşısında muktedir olamayan bir iktidarca, düşünülmeden Kürt Sorunu denilmemeli. Mesele bütün boyutlarıyla ele alındığında, geriye bir avuç Kürtçünün kaldığı iyi görülmeli.” (21.9.2011)

“Geçen yazımda Türk Milletinin, yıllardır Kürtler hakkında bildikleri ve yaşadıklarına rağmen doksan yıldır nasıl iyi niyet çerçevesinde hareket ettiklerinin anlamı daha iyi anlaşılacaktır diye yazmıştım.”  (29.10.2011)

“Gündem de binlerce yıl kalacak ise, BİRLİKTİR, DİRLİKTİR. Gelin akıllı olalım!

Her ne kadar, fikri ve zikri tartışmalı olsa da, birileri referans gösterse de, birçok konu da samimi bulmasak da, yine de, Necip Fazıl Kısakürek’in Sakarya Türküsünden birkaç mısra ile yazımı noktalayayım.

İNSAN ÜÇ BEŞ DAMLA KAN, IRMAK ÜÇ BEŞ DAMLA SU¦
BİR HAYÂTA ÇATTIK Kİ, HAYÂTA KURMUŞ PUSU.
GELDİ ÖLÜMLÜ YALAN, GİTTİ ÖLÜMSÜZ GERÇEK;
SİZ HAYÂT SÜREN LEŞLER, SİZİ KİM DİRİLTECEK?” (7.12.2011)

“Temeli yüksek TÜRK Kültürü olan TÜRK MİLLETİ’NE düşen görev, bu ÜLKÜNÜN gereğini yerine getirmektir.” (24.3.2012)

“Şu satırları yazarken Siirt’ten dört ŞEHİT haberi geliyor Düşürülen uçağımız Henüz ulaşılamayan pilotlarımız Şehitler şehitler. Ben ağlıyorum. Ki, ben her şeye ağlarım!. Şehit ANALARI ağlıyor gel gör ki¦ Genelkurmay Başkanı da ağlıyor¦”.(27.6.2012)

“Gaflet ve delalet içinde küstah bir belediye başkanına, anında gereğini yapmayan iradenin, sessizliğinden korkuyorum.

Güvenliğimizi tehdit edecek her eylem anında karşılığını bulacakmış!

On yıldır, PKK’nın neyi tehdit ettiğini anlamadığım için, kendimden korkuyorum!

ÜLKEMİN, liyakatsiz, basiretsiz bir anlayış tarafından, bahtının rüzgârına sürüklenmesinden korkuyorum.

Bir gün TÜRK olduğumu söyleyecekler diye korkuyorum!

Bu AZİZ MİLLETİN adının TÜRK MİLLETİ olduğunu söylemekten korkanlardan korkuyorum.” (31.7.2012)

“Biz ABDALLAR (!) hiç anlamadığımız için;

- Türk Silahlı Kuvvetleri çatışmaları, koşulsuz durdursun,
- PKK Militanlarına genel af çıksın
- Özgür yaşama ve siyasete girme şartları sağlansın
- Kürtçe resmi dil olarak kabul edilsin
- Kürtçe eğitim veren, ilk-ortaokul ve üniversiteler açılsın,
- Özerklik tanınsın
- Kürtçe yer isimleri geri getirilsin,
- Ant İÇME törenleri ve ANDIMIZ kaldırılsın,
- NE MUTLU TÜRKÜM denmesin,
- Cani başı serbest bırakılsın, şeklindeki Kürtçü talepleri bazen açıkça ve olduğu gibi, bazen de ima yoluyla anlatmak için kendilerini parçaladılar.”  (31.8.2012)

“TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN yüksek kademesinin bir bölümü 16-18 yıl hapse mahkûm edildi. Bir kısmı için de MÜEBBET hapis cezası talep ediliyor. Vesayet ve barış süreci denen kavramlar icat edildi. Bunlar hakkın da yazmak-çizmek neredeyse vatan hainliği olarak gösterilecek.

Öfff, benim aklım iyice karıştı. Senin neler yaptığını, işlerinin ve sağlığının nasıl olduğunu bile soramadım. Kusura bakma. Sen sakin düşün ve bu garipliği ne olur, benim anlayacağım şekilde yaz. Yazmak için gecikme. Zira BARIŞ SÜRECİ süresince toplumu hazırlayacaklarmış! Sosyolojiyi sen iyi bilirsin. Sonra bu kardeşini de hazırlananlar arasında bulursan sakın şaşırma!”
(27.3.2013)

“II. Abdüsselâm Barzani, 1909’da isyan etmiş, Osmanlı’dan ayrılmak sevdasına tutulmuştu. Bu nedenle Kürt aşiretleriyle de bir toplantı düzenlemişti. Şeyh Nur Muhammed Berifkanî’nin evinde yapılan toplantıda II. Abdüsselâm Barzani’nin şu talepleri tartışılmıştı;

1- OSMANLI, BÖLGEDE KÜRTÇEYİ RESMİ DİL OLARAK KABUL ETMELİ
2- ÖĞRENİM DİLİ KÜRTÇE OLMALI
3- BÖLGEDEKİ YEREL YÖNETİCİLER KÜRT OLMALI
4- ALINAN VERGİLERİN BİR BÖLÜMÜ, BÖLGE İÇİN KULLANILMALI, gibi taleplerini, ancak toplantıya katılanlar onaylamamıştı.

Kendisi gibi ayrılıkçı olan Emin Ali Bedirhan, Seyyid Abdülkadir Nehrî ve Süleymaniyeli Şerif Paşa’ya da bu taleplerini teyit ettirerek, Bab-ı Alî’ye gönderdi. Başlatılan isyan hareketi Dağıstanlı Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu tarafından bastırılmıştı.” (30.11.2013)

“Şimdi, SÖZDE AÇILIM SÜRECİ ile birlikte konuya bakacak olursak, Ortadoğu da ki, akan kanı ve bitmeyen karışıklıkları dikkate alırsak, JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞININ, neden ve nasıl JANDARMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE dönüştürüleceğinin altında yatanları da anlamış oluruz.

Başka, neyi anlamış oluruz: SERV Maddelerini bir paçavra gibi yırtan TÜRK MİLLETİ’NİN hiçbir zaman ‘dış güçlerin operasyonları’ ifadelerinin arkasına saklanmadığını;” (30.12.2013)

“Ne yazık ki; bunu göremeyen halk kesimi, bunu görmek istemeyen bir iktidar var. Günümüze kadar hiç olmayan, hiç yaşanmayan, hiç görülmeyen, hiç duyulmayan ve hiç yazılmayan bütün olumsuzlukları yaşıyoruz. Çevremiz ATEŞ çemberi altında yanarken biz sadece seyrediyoruz. Komşu ve dost ülkeler hiçbir şekilde ifadelerimizin içerisinde yer bulmuyor. Kısaca herkese soruyorum: SON ALTMIŞ GÜN DE; KAÇ TÜRK’ÜN, KAÇ MÜSLÜMAN’IN ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ GERÇEKTEN BİLİYORMUSUNUZ? YA ŞERİAT ADINA IRZINA GEÇİLEN KIZLAR ve KADINLAR?” (31.7.2014)

“Genelkurmay Başkanlığı’nın ‘’ÖNEMLİ YURT İÇİ OLAYLAR’’ sayfasında aktarılan PKK kahpelikleri karşısında suskunuz. Haber kanalların da, gazete sayfaların da Güneydoğu Anadolu’da, Suriye’de, Irak’ta ve Türkistan’da yaşananları dinledikçe, okudukça yine suskunuz.

Yeni Cumhurbaşkanı veda konuşmasında ne buyurmuş: ‘’1071’de Sultan Alparslan’ın arkasında namaza duran neferlerin hissiyatı neyse bizim hissiyatımız da odur.’’ MALAZGİRT hangi bölgemiz de? Ya ora da neler oluyor? Bu nasıl hissiyat ki?

Falih Rıfkı Atay : ‘’YALANIN TECVİDLİ ARAPÇASI, HERKESE AYET TESİRİ VERİR’’ demiş. Ne zaman? YÜZYIL ÖNCE… Ya YÜZYIL SONRA!

İşte ZEYTİNDAĞI’INDAN, YÜZYIL SONRA GELDİĞİMİZ NOKTA. Ve nokta…” (1.9.2014)

“Demek ki, ATATÜRK dönemine, Cumhuriyet’e, çamur atmakla, CHP’ye dinsiz(!), MHP’ye ırkçı (!), denilerek olmuyor. Demek ki, Tarihi bilmeyen sözde liderlerle, onların akıllarınca, ASKERÎ VESAYET, DARBE, ERGENEKON ve PARALEL, İKİ SARHOŞ diyerek, halkı ötekileştirerek, halka korku salmakla da olmuyor. MİLLET İRADESİ ancak TOPLUMUN tamamının birlikte VATAN ve DİN borcunu ödemesi ile gerçekleşiyor.

Tabii anlayana!” (30.9.2014)

“29 Ekim 1923’de MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN ve silah arkadaşlarının nice acılar sonunda kurarak bizlere emanet ettiği CUMHURİYET’İ TÜRK MİLLETİ her şeye rağmen ebediyete kadar yaşatacaktır. Yeter ki, devleti yönetenler, mağrur bir milleti, mağdur bir millet durumuna düşürecek politikalar uygulamasınlar. Millî birliğimizi bozacak kararlara kapalı kapılar arkasında imza atmasınlar.” (31.10.2014)

“Kaldı ki, o açlık ve sefalet ortamında herkes dayanılmaz bir YOKSULLUK içerisindeyken, Kürtlerin hızla SİLAHLANMASI en çok dikkat çeken husustur.

Bu döneminde, KÜRT BABASI dedikleri II. Abdülhamit dahi bu isyanların yayılmasını önleyememiştir. Burada başarılı olamamanın nedenlerinin yanına, Ermeni zorbalarının da kendi soydaşlarına perişanlık yaşatmaları ile Kürt Aşiret zorbalarıyla beraber hareket etmeleri de gözden uzak tutulmamalıdır. İşte bu EŞKIYALAR bütün bir BÖLGEYE yıllarca, birlikte kan kusturmuşlardır.” (30.11.2014)

“Hükümet ne yapıyor? O kapalı kutu! Türk Milleti’nden çok şeyi saklıyor! Davranışlarından, konuşmalarından, yaklaşık yüz yıldır, iç- içe yaşayan insanları birbirinden kopartmaya hazırlanıyor. Yaptıkları, söylediklerine bakılınca da tarihten hiç de haberleri olmadığı ortaya çıkıyor. Nereye ve kime hizmet ettiği meçhul olan birisi de “Tarihi bir karar sürecinin eşiğindeyiz” diyor. Böylece tarihini ve tarihi bilmeyen iki zihniyet bir araya geliyor. Sonra; “Cumhuriyet tarihi boyunca varlıkları yadsınan ve dışlanan tüm unsurların özgür ve eşitçe tanınması ve yeni norm sisteminde kendileri olarak yer almalarıyla gelişmek durumundaymış” diyor. Ya daha sonra; TERÖR örgütü kongre toplayacakmış, eli kanlı bebek katili silahlar bırakılsın diye çağrı yapacakmış. Eee sonra; DEVLETLE, eşkıyanın anlaşmasıyla ÇÖZÜM gelecekmiş! “ (28.2.2015)

“Bunları kim ve kimler yapıyor? Sözde DİNDAR, sözde MUHAFAZAKÂR sözde AYDIN olanlar… Bu insanlar BAYRAK inerken neden susarlar? Siz TÜRK BAYRAĞI’NIN indirildiğini, daha önce hiç duydunuz mu? Sivil Toplum Örgütlerinin birçoğunun iktidar partisinin şubesi gibi çalıştığına hiç şahit oldunuz mu? VATAN toprağından vazgeçileceği aklınızın ucundan geçer miydi?” (31.3.2015)

“Tarihi bilmeden, tarihin doğurduğu olaylar üzerinde, bir takım davranışlar sergilemeye kalkışıp, o bilgisizliğe bir de kendinizden bir şeyler katmaya çalışırsanız, tarih şuurundan uzaklaşan her milletin başına gelen sizin de başınıza gelir. Temel dayanaktan yoksun konuşmaları, tavizleri de bunların üzerine eklerseniz kaçınılmaz tepkilerin muhatabı olursunuz. Satranç tahtasında iki yüz yıldır yaptıkları hamlelerini göremediğiniz İngiltere, Fransa, İsviçre, Almanya ve Amerika varsa, bir-kaç defa düşünmeniz gerekir. Göremediğiniz takdirde Orta Asya’dan, Küçük Asya’ya iki asırdır sürdürülen oyunun yönlendirilen figüranı olup çıkarsınız.” (24.4.2015)

“AKEPE, iktidara geldiği 2002’de, Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da, ekilebilen tarım arazisi ile bugün ekilemeyen arazi miktarını iyi mukayese ediniz. Sözde ANALAR AĞLAMASIN lafıyla, ÇÖZÜM safsatasının nasıl ÇÖZÜLME noktasına götürüldüğüne de iyi bakın. Bir yudum suyun, bir lokma ekmeğin ve bir dilim katığın SİLAHTAN daha güçlü olabileceğini unutmayın.” (26.5.2015)

“7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra, iktidarı terk eden AKEPE, devleti yönetme becerisinden uzak, bunu da bilmediğini bilmeyerek, bakın Türkiye’yi adım adım nereye getirdi:

Kafkasya’da Türk ve bölge devletleri ile jeostratejik ve jeopolitik imkânları son derece kötü yönetmiş, Ermeni meselesini nereye gideceği belli olmayan, anlaşılmaz bir noktaya taşımıştır. Kırım konusunda, izlediği bütün politikalar, soydaşlarımızın yaşadıkları acılara bir nebze dahi merhem olmamıştır. ÇÖZÜM diyerek, Türk Milletini, hatta kendini kandırmıştır. Bugünlerde herkesin yazdığı, söylediği UYGURLARI-TÜRKİSTAN’I, Çin’i hiç yazmayalım.

Orta Doğu’da, 2002 yılından önce belirtilen bütün kırmızıçizgilerimiz AKEPE tarafından, adeta silinmiştir. Barzani denen eşkıya ile bir avuç petrol için, Orta Doğu petrol kaynaklarına yakınlığından doğmuş olan gücümüzü yok sayarak, bu gücü terör odaklarıyla paylaşır olmuştur.

Seçimler yapılır…”Millî irade böyle tecelli etti, buna saygılı olmalıyız” derler de; On üç yıldır Türkiye nasıl uçurumun kenarına getirildi, onu bir türlü anlatmazlar. Yunanistan, kronikleşmiş ekonomik krizine rağmen, hâlâ TÜRKİYE’NİN on altı adasını işgale devam ederken, bunun gerekçelerinden hiç bahsetmezler.
Güneydoğu da devlet otoritesi yokmuş! Varsın olmasın! Derseniz, Dış politikanın dünyada eşi menendi bulunmayan SIFIR sorun projesi ile etrafınızda kan gövdeyi götürürken, eli kanlı teröristler de, dönüp size, şunu yaparsanız, TÜRKİYEYİ kan gölüne çeviririz dediğinde, sadece susarsınız… Hiçbir şeyi anlatamazsınız…

Biz sınırlarımız içerisinde ne olduğunu bilmezken; Suriye sınırında, Mürşit pınar, Akçakale, Ceylanpınar, Şenyurt, Nusaybin ve İslahiye SINIR KAPILARININ,
PKK’nın,
Karkamış ve Çoban Bey SINIR KAPILARININ,
IŞID’ın
Cilve gözü ve Öncü Pınar SINIR KAPILARININ,
Suriye REJİM Muhaliflerinin
Yayla dağ SINIR KAPISININ,
Suriye Rejiminin KONTROLÜNDE, olduğunu, bunun nedenlerini de halka anlatamazsınız.”
 (5.7.2015)

   Yukarıda ki bütün paragraflar, önceki yazılarımdan alınmış ve de SURUÇ KATLİAMINDAN ve de on günde ON DÖRT ŞEHİT verilmeden önce yazılmıştır.

    Evet, defalarca ANLATAMAZSINIZ-YAPAMAZSINIZ, ÇÖZÜM NEDİR, dedim, dedik, dediniz dediler; fakat AKEPE iktidarı bir türlü anlamadı, anlayamadı, anlatamadı.

     AMA… ANALAR AĞLAMAYA BAŞLADI…

 

Kenan Mutlu Gürses

Kenan Mutlu Gürses © 2011 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön