ASENALAR...MHP...ALP ER TUNGALAR...

30 Eylül 2015


                                     “Senindir devr-i devlet hükmünü dünyaya infâz et                                 
                                           Hüdâ ikbâlini hıfzeylesin hür türlü âfetten”

                                      “Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar
                                        Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten” (N.K.)

       Milliyetçi Hareket Partisi, Parti Tüzüğü’nün amaç ve ilkelerinin satır aralarında;

      “ HAKKANİYET ve FIRSAT EŞİTLİĞİNİ ESAS ALAN, AHLÂKİ DEĞERLER, DAYANIŞMA KÜLTÜRÜ,  DEĞERLER MANZUMESİ,  MEŞRUİYETÇİ,  ORTAK DEĞERLER,  DUYARLIKLAR BÜTÜNÜ, HER TÜRLÜ ÇABA, VAZGEÇİLMEZ NİTELİK, EŞİT ÖLÇÜ, İŞLERLİK KAZANDIRMA,  FEDAKÂRLIK,  HOŞGÖRÜ,  UZLAŞI, GÖNÜL SEFERBERLİĞİ ” gibi; ifadeler geçmektedir.

      Öncelikle, “ÇUVALDIZI” kendimize, sonra “İĞNE’Yİ” başkalarına batırarak başlayalım.

        Mensubiyet duyduğumuz Milliyetçi Hareket Partisi’nin parti tüzüğüne tam anlamıyla ve demokrasinin öngördüğü ilkelere uymayarak, Lider Partisine dönüştüğü hepimizin malûmudur. Hiç kimsenin Genel Başkan dışında, farklı fikirlerini açıklamak özgürlüğü de yoktur. Bu husus diğer siyasi partilerimiz içinde de hemen, hemen aynıdır. Ancak söz konusu hegemonya MHP’de daha belirgin ve katıdır.

       Hepimizin bildiği gibi, Sayın Bahçeli’ye daha önce rakip olan Sayın Ümit Özdağ’ın başına gelenleri dün gibi hatırlıyoruz. Sayın Özdağ’ın o günden bugüne MHP ve Türk Milleti için nasıl koşturduğunu, uzaktan da olsa şahidiyiz. Buradan, başta MHP Genel Başkanı, parti yönetim kadrosuna ve sizlere şunu hatırlatmak isterim: Sayın Özdağ, 7 Haziran seçimlerinde aday gösterilerek, Gaziantep ilimizden milletvekili seçildi. Bu hareketin gerek toplum gerekse MHP’ler açısından ne kadar takdirle karşılandığı da son  derece açıktır.   Ve MHP için artı puan getirmiştir.    Bunun yansımaları muhakkak 1 Kasım 2015 seçimlerinde de görülecektir.

      Ancak 1 Kasım 2015 seçimlerine gidilirken Sayın Meral Akşener, Sinan Oğan ve diğerleri için yapılan değerlendirmenin, savunulacak bir yanı yoktur. Toplumda ve özellikle MHP’lilerdeki genel kanaat; Sayın Bahçeli’nin koltuğunda gözü olduğunu zannettiği her siyasinin ayağını kaydırdığı düşüncesidir. Bunun doğru olduğunu kabul edeceğimiz birçok örnekte hafızalardan silinmemiştir. Mesela; Prof. Eyüp Aktepe, Prof. Dr. Abdülhaluk M. Çay,  Prof. Dr. Enis Öksüz ve diğerleri gibi. Bu arada “tırpan” yiyenlerin özellikle “akademisyen” oluşları da, konunun başka bir boyutudur.

      Kolay, kolay her siyasetçiye nasip olmayacak nokta da değerlendirilen isimler değirmen taşın da öğütülmemelidir.  Sayın Meral Akşener’in, Cumhurbaşkanlığı ve Meclis Başkanlığı için, toplumun, O’nun ismini özellikle telaffuz etmiş olması oldukça önemlidir. Bir isim üzerinde ittifakla durulması da Türkiye’de ender yaşanan bir olaydır. MHP, her nedense bunu da ıskalamıştır.  

      Yine, hep kendisi konuşan Sayın Bahçeli’nin, 2002 seçim kararı, A. Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilişinden, bildik diğer konularda AKEPE yanında kararlara imza atışı ile sayısız olumsuzluklar yaşanırken toplumda da, MHP tabanında da yeterince heyecan yaratamadığı, motive edemediği de son derece açıktır.

      Siyaset çok uzun soluklu bir yol. Genel hayat kurallarıyla bağdaşmayan birçok engebeleri bulunuyor. Bunları hepimiz maalesef her gün izliyoruz. Mesela; Sayın Meral Akşener de “Genel Başkan’ın takdiridir, yorum yapamam” ifadesini, keşke “PARTİMİZİN TAKDİRİ, YORUM YAPACAK BİRŞEY YOK” şeklinde yapsaydı, daha şık olurdu diye düşünüyorum.

      Şimdi, bütün bu olumsuzluklara ve eksilere rağmen 1 Kasım 2015 seçimlerinde hepimizin yapması gereken yine de OYLARIMIZI MHP’ye vermektir. Zira AKEPE’ NİN on üç yılın sonunda Türkiye’yi getirdiği nokta ortadır. AKEPE’ NİN anlattıklarının hiçbirisi doğru değildir. Oslo, 17/25, kumpaslar, aldatılmalar, Ergenekonlar, Balyozlar, PKK belâsı, SEKSENBİN SİLAH, ALTMIŞ BİN TON üzerinde bombanın depolanması, hiçbir şekilde kabul edilemez.
En önemlisi kaybettiğimiz YÜZELLİ ŞEHİT ve verdiği acı hiçbir şekilde izah edilemez.

      İzah edilemeyen başka bir konu ise, MHP-AKEPE koalisyon şartlarını, o şartların içeriğini, MHP topluma yeterince anlatamamıştır. Bütün muhtemel olacakları hesap etmeden, ben ana muhalefet partisiyim demesi gibi. Zira bunun Tuğrul Türkeş örneğinde olduğu şekliyle, istifa yönü vardır, Allah göstermesin, bunun ölüm gibi yaşana bilinecek olayları vardır. Bu hesaplar düşünülmeden anlık değerlendirmeler yapılmıştır.

     Bizlere de,  “ PKK’nın uzantısı” olduğu söylenen bir siyasi partinin bu ÜLKE’DE seksen milletvekili çıkara bilmesini anlayamamak kalmıştır.

      Şu saatten sonra, MHP yönetimine düşen en büyük görev; yanlıştan dönmenin erdem olduğunu akıldan çıkarmayarak, hâlâ DEVLETİ öğrenmeye uğraşan AKEPE gibi bir siyasî partinin bütün yanlışlarını anlaşılır bir dille topluma anlatması olmalıdır.

      Başka; Kürtçülük ve Kürdistan peşinden koşanları, müzakere ile mücadeleyi, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesinde belirlenen hedefleri, insan haklarının gençlerden başlayan bütün maddelerini, topluma daha açık anlatmalıdır.

      Başka; HDP’ nin ve onun milletvekilinin “POLYANACILIĞA” soyunarak, devamlı konuşmalarının içeriğine, “Kürtçülüğü, Kürdistan’ı” nasıl “ kör parmağım, kör gözüne” şeklinde soktuklarını anlatmalıdır.

      Onların;

      “Kürtler Türkiye’de ve Ortadoğu’da Türklerle birlikte bir gelecek mi kuracak yoksa kavga ederek, yakıp yıkarak ayrılacak mı?” “Eğer birlikte yaşanacaksa bu mücadele, demokratik yollarla yani güzellikle mi yoksa şiddetle ve kavgayla mı olacak?” “PKK’nın dağdan inmemesi, devletin Türkçü politikalarını devam ettirmesinin gerekçesi oluyor.”  DEDİKLERİNİ,

      “Türkiye devletinin de bir karar vermesi gerekiyor. Kürtleri oyalayarak, kandırarak asimile etmeye devam mı edecek yoksa bir kavim olarak kabul ederek birlikte yeni demokratik bir Türkiye mi oluşturacak?” “Devletin 1924’te şekillenen laikçi ve Türkçü formatının laikçi yanı törpülendi, ancak devlet halen bir TÜRK devleti.” “Yeni Ortadoğu ve yeni Türkiye’de Kürtleri bir halk olarak kabul etmeyen ve bir statü tanımayan siyasetler sadece kaosa hizmet eder.” “Devlet hiçbir şey yapmasa da artık Kürt halkının geldiği bilinç, aldığımız destek bu mücadeleyi Ankara’da sürdürmemize yeter.” DEDİKLERİNİ, tane, tane işin sonunun bölünmeye gittiğini, bütün bunların hak talebi olmadığı, silâhla birlikte yapılan bir başkaldırı, vatan hainliği olduğunu, ANLATMALIDIR.

       Gördüğünüz gibi “ÇUVALDIZI” kendimize batırdık. “İĞNEDEN” de hak edenler nasiplerini almış oldu. Bütün bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak için 1 KASIM 2015 seçimlerinde oylarımızı MHP’de birleştirelim.  Ve Kasım 2015 yazımıza, Namık Kemal’in Hürriyet Kasidesinin aşağıda ki mısralarıyla başlamayalım!
                           “Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten
                             Çekildik izzet ü ikbal ile” (………………………………)

      Haydi, bakalım; Asenalar-MHP’liler-Alp Er Tungalar. “TANRI TÜRK’Ü KORUSUN”


      BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZE ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM.

Kenan Mutlu Gürses

Kenan Mutlu Gürses © 2011 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön