ATATÜRK, ALLAH İLE ALDATMADI

27 Mayıs 2012


Cumhuriyet’ten kırk sonra, Yakın Tarihimiz Dergisinde Feridun Kandemir, bakın nelere dikkat çekiyor;

‘’Kırk yıl önce yurdu felâketlerin en müthişinden kurtarıp selâmete eriştiren (KUVAYİ MİLLÎYE RUHU) bu gün dahi sıkışık durumlarda, bilhassa aydınlarca ‘’-aman, bize lâzım olan odur, o ruhtur’’ diye birçok zorlukların, sıkıntıların tek devâsı sayılmaktadır. Ancak bu (RUH) gibi, bundan doğup büyük zaferi sağlamış olan (MİLLÎ MÜCADELE) nin de hakiki mahiyetini lâyıkile bilenler günden güne artacak yerde, yazık ki, azalmaktadır. Hatta aşıladıkları bu ruhla MİLLÎ MÜCADELEYİ yaratıp zaferle sona erdirmek suretile, o devrin birer sembolü haline gelmiş olanlar hakkındaki bilgimiz de, heyhat ki gene yok denecek kadar noksandır.

Yarının tarihçilerini şaşırtıp, hayli zor duruma sokacak olan bu bilgi noksanının, belli başlı sebepleri arasında, şüphe yok ki bu durumda bulunan şahsiyetlerin –kendilerinden bahsetmeyi bir çeşit övünme sayarak veya başka düşünceler te'sirile- susmakta olmalarıdır. Bu mütalâmızı te’yit eden olaylar az değildir. Meselâ, MİLLÎ MÜCADELENİN çok daha önceki günlerinden itibaren MUSTAFA KEMÂL’İN en yakın ideâl arkadaşı olarak, kurtuluş dâvamızın hazırlık devresinden LOZAN safhasına kadar, onunla yan yana ve sırdaşı durumunda çalışarak, o devri temsil edenlerden biri bulunan RAUF ORBAY, yıllardan beri, çeşitli niyetlerle ortaya atılanlar tarafından, şahsı ve içinde bulunduğu hâdiseler hakkında ileri sürülen çoğu yanlış mütalâaların hiç birini bir tek kelime ile dahi düzeltmek veya tavzih etmek lüzumunu duymamıştır’’ demektedir.

      İşte bu gerçeğin arkasına dolanan sözde aydınlar, yalancı pehlivanlar, sözüm ona karşımıza Tarihçi olarak çıkarken, kendi çarpıklıkları bir yana, ne yazık ki, TARİHİ de çarpıtarak genç dimağları zehirleye biliyorlar.

      Millî Bayramlarımızın ruhunu kavrayamayanlar, maalesef anlayamadıkları ruhu silmeye çalışabiliyorlar. Hem de önlerinde iktidar, yanlarında cemaatle birlikte. Tabiî başarabilirlerse!

Ya..ATATÜRK ve Silâh Arkadaşlarına söylenmedik laf bırakmayanlar!  O’na dinsiz diyenler!  Ya.. ALLAH’TAN korkmadan YALAN söyleyenler..

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’Ü dinsizlikle itham edenlerin aşağıda ki satırları okumalarını özellikle tavsiye ederim.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, 23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresini açılış konuşmasına;

 ‘’Muhterem Murahhas Efendiler,

Kongremizin başkanlığına acizlerini seçmek suretiyle gösterilen güven eserine ve teveccühe bilhassa teşekkür ederim. Bu münâsebetle sizlere bazı hususları arz etmek isterim. Efendiler, Tarih ve olayların sevkiyle içine düştüğümüz bu günkü kanlı tehlikeleri görmiyerek, bundan heye-canlanıp da müteessir olmayacak hiçbir vatansever tasavvur edilemez’’ diye başlıyor,

‘’En son olarak niyazım şudur ki, dilekleri gerçekleştirici ALLAH en sevgili ve seçkin PETGAMBERİ hürmetine bu mübarek vatanın sahibi ve koruyucusu ve İslâm dininin ta kıyamet gününe kadar gönülden tutkun dileyicisi olan asil milletimizi ve saltanat ve halifeliğin yüksek makamını korusun. Yüce ve kutlu haklarımızı düşünmekle vazifeli olan toplantımızı başarıya ulaştırsın..Amin..’’ şeklinde bitiriyor.

Ki, Milli Mücadele Şiran Müftüsü Hasan Fahri Efendi’nin yaptığı dua ile başlamıştır.

7 Ağustos 1919’ da, Erzurum Kongresinin kapanış konuşmasında ise:

‘’Muhterem Efendiler,

Milletimizin kurtuluş ümidi ile çırpındığı en heyecanlı bir zamanda fedakâr ve saygıdeğer heyetiniz her türlü zorluklara katlanarak burada, Erzurum’da toplandı. Duygulu ve seçkin bir ruh ve pek sağlam bir iman ile vatan ve milletimizin kurtuluşuna ait esaslı kararlar aldı. Bilhassa bütün cihana karşı milletimizin varlığını ve birliğini gösterdi. Tarih, bu kongremizi şüphesiz az görülmüş ve büyük bir eser olarak yazacaktır. Saygıdeğer heyetinizin, seçkin arkadaşlarımın hakkımda gösterdikleri içten sevgi ve güvene, buradan âlenen teşekkür etmeği bir borç sayarım.

Kurtuluş yolu açan bu toplantımız sona ererken, dilekleri gerçekleştirici ALLAH’TAN yardım ve doğru yolda rehberlik, PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZİN başarılar saçan ruhlarından feyz ve şefaat niyaz eder, vatan ve milletimize ve sonsuzluğa kadar sürecek devletimize mutlu akibetler temenni ederim’’ diyerek bitiriyor.

Yine, GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, 4 Eylül 1919’da Sivas Kongresini açılış konuşmasında:

‘’Muhterem Efendiler,

Vatan ve milletin kurtuluşuna yönelen zorlayıcı sebepler, sizleri, bunca meşakkatler ve engeller karşısında Sivas’ta topladı. Kahramanca davranış ve azminizi tebrik ve ‘’Hoş geldiniz’’ demekle bahtiyarlığımı arz ederim’’ diyerek, başladığı konuşmasını,

‘’Millet Meclisinin henüz toplanmamış olduğu bir sırada, etrafı çevrilmiş ve istiklâlini kaybetmiş olan merkezdeki hükümetin tek başına ve meşrû olmıyan bir kararı veyahut millî emellere uymıyan bazı dış bağlanmalara razı ve baş eğmiş gibi olup bittilerin ortaya çıkıvermesi ihtimallerine karşı Erzurum ve Sivas Kongrelerinin millî ruhu temsil ederek ve birbiri ardından toplanması, muhakkak hayırlı bir iş olmuştur. Arz edeceklerim burada sona ererken, vatan ve milletin kurtuluşu gayesine bağlı olan heyetimizin hayırlı başarılar sağlamasını ALLAH’IN yüksek huzurundan dilerim’’ diyerek bitiriyor.

‘’Ya Rabbi! Sen Türk ordusunu muzaffer et… Türklüğün, Müslümanlığın düşman ayakları altında, esaret zinciri altında kalmasına müsaade etme’’  diyen O,

‘’Şer’iye Vekâleti, medreselerin tevhidini ve asrî müessese haline ifrağını istihdaf etmektedir. Vekâlet, asrî müctehit ve müfessirlere menşe olmak üzere bir ‘’Külliye-i İslâmi’ye’’ vücuda getirmeye büyük ehemmiyet atfetmektedir’’ diyen de O,

‘’İntisabıyla mutmain ve mes’ud bulunduğumuz Diyanet-i İslâm iyeyi, asırlardan beri müteâmil olduğu veçhile bir vasıta-ı siyaset mevkiinden tenzih ve i’lâ etmek elzem olduğu hakikatini müşahade ediyoruz. Mukaddes ve lâhûtî olan itikadât ve vicdaniyâtımızı muğlâk ve mütelevvin olan ve her türlü menfaat ve ihtirasâta sahne-i tecelliyat olan siyasetten ve siyasetin bütün uzviyatından bir an evvel ve katiyen tahlis etmek milletin dünyevî ve uhrevî saadetinin emrettiği bir zarurettir. Ancak bu suretle Diyanet-i İslâmi yenin maâliyeti tecelli eder’’ diyen de O,

‘’Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Şuura muhalif, terakkiye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor. Hâlbuki Türkiye’ye istiklâlini veren bu Asya milleti içinde daha karışık, sun’i, batıl inanışlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler sırası gelince aydınlanacaklardır. Eğer ışığa yaklaşmazlarsa kendilerini mahv ve mahkûm etmişler demektir. Onları kurtaracağız’’ diyen de O,

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK; 1923’ de Konya TÜRK OCAĞI’NDA, milliyetçilik üzerine yaptığı uzun konuşmasına şu sözlerle son vermiştir:

‘’Bilirsiniz ki, milliyet nazariyesini, milliyet ülküsünü çözüp dağıtmaya çalışan nazariyelerin dünya üzerinde tatbik kabiliyeti bulunamamıştır. Çünkü tarih, olaylar ve müşahedeler, insanlar ve milletler arasında hep milliyetin hâkim olduğunu göstermiştir.’’

      Bunları sayısız örnekle anlatabilirim. ‘’Allah ile Aldatmak’’ ne demek uzun, uzun yazabilirim. Ancak İslâm’ın gerçeğini Kur’an’dan almayanlara, ‘’İdris kisvesine bürünmüş İblisler’’e, Allah’tan başkasına teslim ve tabii olanlara, Hz. Peygamber’in gösterdiği yolu, kendinden menkul şeyhlerin gösterdiği yola tercih edenlere, ben anlatamam!

      Fakat Hz. Peygamber Efendimizin ‘’Aldatan bizden değildir’’ dediğini hatırlatabilirim.

     Ve ATATÜRK’ÜN hiçbir zaman ALLAH ile Aldatmadığını unutmamanızı bir daha düşünün, siz siz olun DİNİMİZE ve MİLLÎ değerlerimize gözünüz gibi sahip çıkmayı aman unutmayın.

      Ve….19 MAYIS  2012 TÜRKİYE’SİNDE;

      Başkent ANKARA’DA ilk defa 21 Pare Top Atışının yapılmadığını,

      Devlet Erkânı’nın ilk defa, ANITKABİR’E çelenk koymadığını,

      ANITKABİR’DE ilk defa İSTİKLÂL MARŞIMIZIN okunmadığını,

      Stadyumlarda TÖREN geçişlerinin ve GÖSTERİLERİN ilk defa yapılmadığını,

      ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE Hitabesi ve GENÇLİĞİN ATATÜRK’E cevabının ilk defa okunmadığını,

      SAMSUN ile SELANİK’TEN getirilen BAYRAK ve TOPRAĞIN ilk defa Cumhurbaşkanı’na teslim seremonisinin yapılmadığını,

      Cumhurbaşkanlığı’nda 81 İlimizden gelen GENÇLERİN ilk defa karşılanmadığını,

      Sözün özü,  TÜRK MİLLETİ’NİN, nasıl aldatıldığını ve ATATÜRK’ÜN ALLAH ile aldatmadığını da, UNUTMAYIN.   
 
 
KAYNAK: -Din, Bilim, Uygarlık ve ATATÜRK

                   -Yakın Tarihimiz Dergisi

Kenan Mutlu Gürses

Kenan Mutlu Gürses © 2011 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön