BİR SİYASİ PARTİNİN "GALERİ" BOŞLUKLARI

31 Mart 2015


       Türkiye’de sağlıklı, doğru ve halkı gerçekten ilgilendiren haberleri bulmanız oldukça zordur. Sabah duyduğunuzu, akşam unutursunuz. Üzerinde ciddiyetle duracağınız, sevineceğiniz, gözlerinize parıltılar yerleştiren hiçbir şeyi de duyamazsınız. 7 Haziran 2015 günü yapılacak seçimler, oradan çıkabilecek sonuçlar ise ilgili yerlerde konuşulmaya başlandı. Konuşmayan ise sadece halk! Bu nedenle, size bir SİYASÎ Parti’ye mensup BELEDİYE’NİN “GALERİ BOŞLUKLARINI” nasıl ranta çevirdiğini, bu ranttan nasıl faydalanıldığını, duyduklarımı yazmaya çalışacaktım.

      Şu uzayıp giden TREN yollarında, MAKAS FENERLERİNİN, HAREKET DİSKLERİNİN nasıl alındığını, hikâye etmeye uğraşacaktım.  2002’den 2014’e kadar yaşanan bütün akçalı işleri bir de benim gördüğüm çerçeveden aktaracaktım. 17/25 de olanlar, ayakkabı kutuları, para kasa ve para sayma makineleri, takım elbiseler ile diğerleri, değişen emniyet ve adliye mensupları, kısacası bütün olanlara değinecektim. Bunca yazılan-çizilene rağmen, izlediğim kadarıyla baktım ki, kimse umursamıyor, kimse dert etmiyor, kimse zerre kadar üzülmüyor. O vakit, sen de bırak, koptuğu yerde kalsın dedim.

      Hani derler ya; “Dert bir değil, elvan elvan” bende başka bir derdimizi yazmaya karar verdim.

     Mesela, ATATÜRK ve CUMHURİYET düşmanlığı gibi.  Laikliği yanlış anlamak gibi.  Kürtçü’nün, Ermeni’nin yapmaya çalıştığını görmemek gibi. ANAYASA’YI yok saymak gibi. TÜRK’E karşı olmak gibi. Din denince susmak, tarikat denince coşmak gibi. TÜRK’Ü cahilce, yok saymak gibi.

      Bunları kim ve kimler yapıyor? Sözde DİNDAR, sözde MUHAFAZAKÂR sözde AYDIN olanlar… Bu insanlar BAYRAK inerken neden susarlar? Siz TÜRK BAYRAĞI’NIN  indirildiğini, daha önce hiç duydunuz mu? Sivil Toplum Örgütlerinin birçoğunun iktidar partisinin şubesi gibi çalıştığına hiç şahit oldunuz mu? VATAN toprağından vazgeçileceği aklınızın ucundan geçer miydi?

     TÜRK ve MÜSLÜMAN olmanın erdeminden habersiz bir toplum da yaşananları izlemek o kadar zor ki; insana elem veriyor.

      Bu mesnetsiz, bilinçsiz ARAP hayranlığını nasıl izah etmeli? Osmanlılığa sığınarak, İngilizlerin OSMANLIYI parçalamak üzere kurduğu ve kurdurduğu VAHABÎLİĞİ, 1818’de astığımız Suud’u, TÜRK olmasa idi, bugün ki MÜSLÜMANLIĞIN olmayacağı nasıl anlatılmalı.
   
     Bakınız; ARAP, altından kalkamadığı, yönetemediği, ileriye taşıyamadığı MÜSLÜMANLIĞI kendi eliyle ve de TÖRENLE TÜRK MİLLETİ’NE devretmiştir. Yıl 1058’dir. Aylardan 24 Kânunusani, CUMARTESİ günüdür. BAĞDAD’DA muhteşem bir TÖREN düzenlenmiştir. Abbasî HALİFESİ El Kaaim bi-emr-İllâh tarafından İSLAMİYETİN hâkimiyeti OĞUZ TÜRKÜ SELÇUKLU SULTANI TUĞRUL BEY’E devredilmiştir.

      Ey TÜRK’Ü yok saymaya çalışan, MÜSLÜMAN geçinenler, hiç mi ALLAH korkusu duymazsınız? Biliniz ki, 632 yılında “Hulefây-ı-Râşidîn” ile başlayan ve 426 yıl devam eden ARAP devri, ARAPLARIN kendi feragatleri sonucunda TÜRKLERE geçmiştir. 1058 yılından itibaren de tam 957 yıldır TÜRKLER tarafından günümüze taşınmıştır. Şunu altını tekrar çizerek, TÜRK karşıtlarına anlatmalıyız ki, 1058 yılında hâkimiyeti TUĞRUL BEY’E devreden de, 1517 yılında HİLÂFETİ Osmanlı’ya getiren Yavuz Sultan Selim’de, bu makamları ABBÂSÎ HALİFELERİNDEN almışlardır.

      CUMHURİYET’İ “zorba” olarak niteleyen, idrak yoksunu zihniyete sahip olanlar, Kur’an-ı Kerim’in, kitabımız, Hz. Muhammed (SAV)’in, Peygamberimiz, Kâbe’nin, Kıblemiz, Peygamber Ocağı’nın, ocağımız, olduğunu bir TÜRK kadar anlayamazlar!

     İskilipli Atıf Efendiler, heykeli dikilebilen Seyit Rızalar, Müftü Ali Rıza Efendiler, Mustafa Sabriler, Ziyaeddin Efendiler, Yenişehirli Abdullah Efendiler, Derviş Mehmetler, Şeyh Saitler, Dürrizadeler ve Ebussuudlar peşinden koşanların, ne hedefledikleri zaten açık değil mi?

     Bilinçsizce “din mazlumları” adına sığınan çift kişiliklerin, Ebu Cehil zihniyetin de İslâm’ın arkasına sığınanlar da hiçbir zaman İslâm’ın yüceliğini, Müslümanlık gibi tartışmasız en büyük mensubiyeti zaten kavramaları da mümkün değildir.

      Kahpece, hunharca, katledilen CUMHURİYET ŞEHİDİ, CUMHURİYET SAVCISI Mehmet Selim Kiraz’a, Allah’tan rahmet, aile ve yakınlarına sabır diliyorum.

 

Kenan Mutlu Gürses

Kenan Mutlu Gürses © 2011 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön