ÇARPITILMAMIŞ BİR ARŞİV BELGESİ

30 Nisan 2014


Erzincan, Erzurum, Trabzon, Bitlis ve Van Vilayetlerinde Rus ve Ermeni’lerin tahrip ve tecavüzleri sonucu bir milyon civarında Türk'ün öldüğü.

Menâfi‘-i âliyye-i memleketi der-pîş-i dikkat etmeyerek büyük bir gafletle bilâ-te’emmül Harb-i Umûmî’ye dâhil olan hükûmet-i sâbıkanın ale'l-husûs muhâcirîn işlerindeki icrâ’âtını şiddetle takbîh etmekde olan hükûmet-i hâzıra-i Osmâniyye bunu ta‘mîr içün yerlerinden çıkarılıp ba‘zı vilâyâta tehcîr ve teb‘îd edilen ve dûçâr-ı mağdûriyyet olan Ermeni ve Rum muhâcirlerinden 276015 nüfûsunu (4,5) mâh zarfında ale'l-umûm vesâ’it-i nakliyyedeki buhrâna ve ahvâl ve şerâ’it-i fevka'l-âdeye ve mevsimin muhâlefetine rağmen memleketlerine i‘âdeye ve ba‘zı yerlerde kendilerine hubûbât ve tohumluk, âlât ve edevât-ı zirâ‘iyye gibi mevâdd-ı i‘âşe tevzî‘ ve melbûsât ve yatak ve emsâli malzeme-i beytiyye i‘tâ edilmek sûretiyle esbâb-ı ma‘îşet ve sıhhatlerini te’mîne atf-ı ehemmiyyet eylemiş ve meskenleri mevcûd olanların hânelerini pey-der-pey teslîm ve i‘âdeye ve mesâkin-i mevcûdenin adem-i kifâyeti hâlinde her mahaldeki askerî barakalarla mebânî-i umûmiyyeye yerleşdirmek veyâhûd kendilerine inde'l-hâce çadır vermek sûretiyle de hüsn-i niyyetini tesbît ve insâniyete ve hayât-ı beşere olan hürmet ve merbûtiyetini ibrâza müsâra‘at etmişdir. Henüz avdet etmemiş bulunanlar hakkında dahi devletin ma‘lûm olan müzâyaka-i mâliyyesine rağmen ayn-ı mu‘âvenât ve teshîlâtın i‘mâl ve ibrâzı dahi sûret-i kat‘iyyede mukarrer bulunmuşdur.

Hükûmet-i sâbıkanın her dürlü akl ve basîretden ârî olarak girdiği harb-i zâ’ilin netâ’ic-i mühlikesine en ziyâde vilâyât-ı şarkiyye ahâlîsi ma‘rûz olmuşdur. Fî'l-hakîka vilâyât-ı mebhûse ahâlî-i İslâmiyyesi bir tarafdan Rusların seyl-i istîlâsı ve diğer tarafdan Ermeni çetelerinin pây-ı tahrîb ve tecâvüzü altında gayr-i kâbil-i tahammül bir vaz‘iyyet-i elîmeye giriftâr olmuş ve Erzurum, Trabzon, Bitlis, Van vilâyetleriyle Erzincan sancağı ahâlîsinden bir milyonu mütecâviz nüfûs her dürlü vesâ’it-i sıhhiyye ve hayâtiyyeden mahrûm olarak dâhile doğru ilticâ mecbûriyetinde kalmışdır. Bu tecâvüzât-ı i‘tisâfkârâne ile ilticâ mecbûriyeti mürûr-ı eyyâmla pek ziyâde müştedd olan mesâ’ib-i sâ’ire-i harbin inzimâmıyla İslâm mültecîlerden (701166) nüfûsun telef ve ziyâ‘ını müstelzim olmuşdur. İşbu mikdâr telefât hükûmetin resmî kuyûdât-ı ihsâ’iyyesine müstenid olduğundan ma‘lûmât-ı resmiyye hâricinde kalıb tahmînen üç yüz bine karîb nüfûsun dahi ilâvesi hâlinde yalnız sâlifü'z-zikr dört vilâyetle bir livâ ahâlisine â’id olmak üzere mikdâr-ı telefât yekûnunun (1.000.000)'a bâliğ olduğu görülür. Hâlbuki ahâlî-i merkûmenin ma‘rûz olduğu sefâlet, telef olanların mikdârını zikr etmekle ta‘rîf edilmiş olmaz. Belki esbâb-ı ma‘îşet ve hayâtın noksânından dolayı zâten ilticâ etdikleri mahallerde dahi büyük bir ıztırâr-ı hayât imrâr edegelmekdeler iken kendilerinin hükûmet-i sâbıka tarafından tehcîr edilmiş olan Ermeni ve Rum emâkin-i metrûkesine bir fikr-i mantıkîye müstenid olmayarak yerleşdirilmiş olmaları hasebiyle bu kerre pek tabî‘î bir hüsn-i nasâfet ve adâlete teb‘an gayr-i Müslim muhâcirlerin kemâl-i müsâra‘atla memleketlerine avdetlerinin te’mîn edilmesi netîcesi olarak ilticâ etdikleri mahallerden ihrâc edilip açıkda ve acınacak bir hâlde kalmış olmalarının dahi nazar-ı dikkate alınması îcâb etmekdedir. Hükûmet muhtâc-ı îzâh olmadığı üzere Rum ve Ermeni muhâcirleri hakkında mütehassis olduğu fikr-i adâleti bu mertebe zulm ve sefâlete ma‘rûz olan İslâm muhâcir ve mültecîlerin muhâfaza-i hayâtı içün tatbîk ve isti‘mâle ve binâ’en-aleyh her fedâkarlık yapılarak bu bîçâreleri dahî memleketlerine i‘âdeye mecbûrdur. Hâlbuki vilâyât-ı şarkiyyeye vâsıl olan yegâne tarîk Anadolu hutût-ı hadîdiyyesi olduğu gibi işbu hatt-ı hadîdin gerek Mardin ve Nusaybin'e müntehî olan aksâmının muntazaman işletilmemekde ve bu işletme mu'âmelâtının hükûmetin yed-i iktidârında bulunmamakta olması ve gerek Konya'ya kadar şimendüfer ucûrât-ı nakliyyesinin beş altı misline iblâğı ve Konya'dan i‘tibâren Nusaybin'e kadar dahi tezyîd-i ucûrâtdan mâ-adâ ayrıca ma‘denî akçe talebinde bulunulması mezkûr turuk-ı hadîdiyyeden hükûmetçe te’mîn-i istifâde imkânını  nez‘ ve selb etmekde ve bi'n-netîce bâlâda derece-i sefâletleri îzâh olunan muhâcir ve mültecîlerin i‘âdelerini müstahîl kılmaktadır. Bi'l-hâssa Urfa, Diyârbekir, Konya, Ankara, Adana, Mar‘aş, Niğde, Sivas ve Kayseri havâlîsinde mütekâsifen mevcûd ve mikdâr-ı nüfûsu müdhiş bir yekûna bâliğ ve el-yevm bulundukları mahalde zîk-ı ma‘îşet sâ’ikasıyla derece-i sefâletleri yevmen fe-yevmen tahammülsüz bir hâle vâsıl olan bu sefîl ve bîçâre kitle-i beşerin memleketlerine i‘âde edilememeleri yüzünden kâmilen mahv u tebâh olmaları muhâtarası baş göstermekde olduğu gibi sefâlet ve ıztırârın tevlîd edeceği zarûret-i hayâtiyye ile taht-ı tazyîkinde bulundukları zîk-ı ma‘îşeti ber-taraf etmek mecbûriyetinde kalan işbu ahâlînin el-yevm ikâmet etmekte oldukları mârru'z-zikr mahallerde takrîr-i âsâyiş husûsunda müşkilâta ma‘rûz kalınmakda ve bu cihet dahi ayrıca mahall-i nazar görülmekdedir. Binâ’en alâ zâlik Hükûmet-i Osmâniyye bu zavallı halkın şerh ve tafsîl kılınan sefâlet-i mütehakkıkalarının daha ziyâde iştidâd ve temâdîsine Düvel-i Mu‘azzama-i Mü’telife mümessillerinin hissiyyât-ı âlî-cenâbânelerinin mâni‘ olacağına ma‘tûf i‘timâd ve kanâ‘atini bi'l-izhâr ber-vech-i âtî teklîfâtının nazar-ı dikkate alınacağına ümîd-vâr olur.

Şöyle ki;
Mikdârı yüz binlere bâliğ olan İslâm mültecîlerle henüz memleketlerine avdet fırsatına mazhar olamayan mütebâkî Ermeni ve Rum muhâcirlerinin mevsim-i hâzır dâhilinde kâmilen me’vâ-yı kadîmlerine i‘âdeleri zarûretinin kabûlü lâzım gelir. İşbu zarûret-i hâlin tesviyesi ise Müslim ve gayr-i Müslim mültecî ve muhâcirlerin tercîhan ve müsta‘celen Anadolu hutût-ı hadîdiyyesince meccânen te’mîn-i sevk ve naklleri esbâbının istikmâline mütevakkıf olduğundan Hükûmet-i Osmâniyye bu bâbda îcâb eden mu‘âmelenin sür‘at-i îfâsına ma‘tûf delâlet-i kıymetdârânelerinin Düvel-i Mü’telife mümessilîn-i kirâmınca şimdiye kadar her vesîle ile ibrâz edilegelen âsâr-ı insâniyyetkârânelerine bir zamîme-i fâ’ika ve cemîle olmak üzere a‘mâli ve neticesinin kendisine teblîğ ve iş‘âr edileceğine mutma’in olmağla kesb-i şeref eyler.

[Günümüz ifadesiyle belge; Ülke menfaatine dikkat etmeyerek büyük bir gafletle ve amaçsızca Birinci Dünya Harbine dâhil olan eski hükümeti muhacir işlerindeki icraatını da şiddetle yanlış bulan şimdiki Osmanlı hükümeti bunu tamir için yerlerinden çıkarılıp bazı vilayetlere tehcir ve sürgün edilen ve mağdur olan Ermeni ve Rum muhacirlerinden iki yüz yetmiş altı bin on beş (276015) nüfusunu dört buçuk ay içinde nakliye vasıtalarındaki sıkıntıya, olağanüstü şartlara ve mevsimin zorluklarına rağmen memleketlerine geri götürülerek kendilerine hububat, tohumluk, zirai alet ve edevatlar, iaşe maddeleri, giyim eşyaları ve hatta yatak gibi ev eşyaları verilmek suretiyle geçimlerine ve sağlıklarını korumalarına önem verilmiş, meskenleri mevcut olanların hanelerini pey-der-pey teslim ve iadeye ancak mevcut meskenlerin yetersizliği halinde her mahaldeki askerî barakalarla umumi binalara yerleştirmek veyahut kendilerine gerektiğinde çadır vermek suretiyle de Osmanlı Hükümeti iyi niyetini, insaniyete ve insan hayatına olan saygı ve bağlılığını göstermiştir. Henüz geri dönmeyenler hakkında dahi devletin malum olan mali sıkıntısına rağmen aynı yardım ve kolaylıklar gösterilecektir.

Eski hükümetin her türlü akıl ve basiretten yoksun olarak girdiği harbin yok edici sonuçlarına en çok Doğu vilayetleri ahalisi maruz kalmıştır. Gerçekten söz konusu vilayetlerin İslam ahalisi Rusların istilası ve diğer taraftan Ermeni çetelerinin tahrip ve tecavüzü altında dayanılması imkânsız elim durumlara düşmüşlerdir. Erzurum, Trabzon, Bitlis, Van vilâyetleriyle Erzincan sancağı ahalisinden bir milyonu geçen nüfus her türlü sağlık ve hayat şartlarından mahrum olarak iç bölgelere doğru göçmek mecburiyetinde kalmıştır. Her geçen gün şiddetlenen saldırılar ve iltica mecburiyeti İslâm mültecilerden (701166) – YEDİYÜZ BİR BİN YÜZ ALTMIŞ ALTI-nüfusun ölmesine sebep olmuştur. İşbu miktar kayıplar hükümetin resmî kayıtlarına dayandığından resmî malumat dışında kalıp tahminen üç yüz bine yakın nüfusun dahi ilavesi halinde yalnız yukarıda zikredilen dört vilâyetle bir livâ ahalisine ait olmak üzere telef miktarı bir milyona ulaştığı görülür. Hâlbuki ahalinin maruz olduğu sefaleti telef olanların miktarı zikretmekle dahi tarif edemeyiz…
Osmanlı Hükümeti bu zavallı halkın şerh ve tafsîl kılınan sefaletlerinin daha ziyade şiddetlenmesine ve sürmesine İngiltere'nin (İstanbul'da bulunan İngiltere'nin işgal gücü Komiserliği'nin) âli cenap duygularının mâni‘ olacağına inanarak teklifimizi dikkate alacağınızı ümit ediyoruz. Şöyle ki:
Mikdârı yüz binlere ulaşmış olan İslâm mültecîlerle henüz memleketlerine dönme fırsatına mazhar olamayan Ermeni ve Rum muhacirlerinin kâmilen eski yerlerine iadelerinin zaruri olduğunu kabul etmek gerekir. İşbu zaruretin giderilmesi ise Müslim ve gayr-i Müslim mülteci ve muhacirlerin tercihen ve müstacelen Anadolu Demiryolları ile parasız olarak sevk ve nakillerinin yapılmasına bağlı olduğundan Osmanlı Hükümetinin gereğini yapmaya çalıştığı.]

Tarih 8 N. 1337 (7 Haziran 1919)
BOA. HR. SYS. 2487/10

TEHCİR’E soykırım diyenlere, gerçeklere tek taraflı bakanlara, TAZİYE dileyenlere, hâlâ sadece 518.000 Türk’ün öldürüldüğünde takılıp kalanlara,  yukarıda ki arşiv belgesini yorumsuz olarak sunuyorum.


Kaynak:- Uz. Emin Kutluğ,
             Belgelerle Kerer Köyü Tarihi

             - Kenan Mutlu Gürses
             Kronolojik Erzincan Tarihi ve Ermeniler ( Yayınlanmamış Taslak)

Kenan Mutlu Gürses

Kenan Mutlu Gürses © 2011 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön