ERMENİ SOYKIRIMLARI VE HOCALI

28 Şubat 2017


      Ermenilerin, günümüze kadar söyledikleri yalanların külliyatını yapmamak, ne büyük talihsizlik!  “Dağdan gelip, bağdakini kovan” Ermeniler, her türlü melânete başvururken, bütün iğrenç davranışlarını yok sayarak, Kafkasya’ya sonradan geldiklerini hep unuttular. Tarihin her döneminde;  Pers İmparatorluğunun yıkılmasından, İskender’in, daha sonra da sırasıyla Selevkosların, Romalıların, Bizanslıların, Selçuklu Türklerinin ve nihayet Osmanlı Türklerinin egemenliğinde yaşamış olduklarını, daima diğer milletlerce kullanılmış olduklarını da hiç hatırlamak istemediler! Bizim de unuttuğumuz gibi!

      Birazcık TÜRK TARİHİNİ bilsek, birazcık Rus tarihçilerini okusak, Ermeni yalanları ve yaptıkları SOYKIRIMLAR karşısında da sadece HOCALI’NIN acısını hissettiğimizle kalmaz başkaca acılarımızın olduğunun da farkına varırdık.

      Mesela; 1578’de Osmanlı-Safevî savaşının sonuçlarını merak ederdik!

      Mesela; 10 Kasım 1724’de Rus Çarı I. Petro’nun, aşağıdaki satırlardan birazcık haberimiz olurdu!

      “Biz sizi, aileleriniz ve nesilerinizle birlikte âli İmparator himayemize kabul ettik ve bundan sonra özgür olarak yaşamanız için Hazar Denizi kıyısında yeni alınan İran topraklarımızda huzurla yaşamanız ve kendi yasalarınıza göre Hıristiyan mezhebinize hizmet edebilmeniz için geniş toprakların ayrılmasını emrettik. Biz, Hıristiyanlık adına sadık Ermeni milletini kendi himayemizde tuttuğumuz sürece, size Majestelerinin fermanını bağışlıyoruz ve o yeni alınan İran topraklarının yöneticilerine, sizden birileri oraya gittiğinde, onların sizi Gilan ve Mazandaran’da olduğu gibi, Bakü’de ve diğer uygun yerlerde de kabul etmekle kalmayıp, yaşamanız ve yerleşmeniz için rahat yerler ayırmaları ve bundan sonra sizi her türlü ihtimam ve güvenlik içinde tutmaları için adımızdan ferman gönderdik.”

       “Ermeni temsilciler düşmandan korunma ricasıyla bize sığınmıştır; bunu gerçekleştirme imkânımız yoksa o zaman onların yeni ele geçirdiğimiz İran topraklarına yerleşmesine izin verelim. Onların… Hazar kıyısındaki topraklarımıza yerleşmesine izin verdik ve usulen hamilik fermanı gönderdik. Eğer Türkler bu konuda sizinle konuşursa, o zaman onlara şu cevabı verin: ‘Biz Ermenileri çağırmadık, fakat aynı mezhepten olduğumuzdan onlara hamilik etmemizi rica ettiler; biz, Hıristiyanlık adına Hıristiyan olan Ermenilere ret cevabı veremezdik…”  dediğini hatırlardık!

       Mesela, İran’da Nadir Şah’ın öldürülmesini,
       Azerbaycan Hanlıklar dönemini,
       1804’de İran’a karşı Rus’ların Azerbaycan hâkimiyetini,
       1806’da Rusların, Bakü, Derbent, Gence, Karabağ, Kuba, Nahçıvan, Revan, Şeki,  Şirvan, Talış’ı ele geçirdiğini,
       12 Ekim 1813 Gülistan Antlaşmasını,
       Kaçar Hanlığı’nın, Rusya’ya karşı İngiltere ve Fransa ile yaptığı işbirliğini,
       16 Temmuz 1826 da İran ordusunun başarısız Azerbaycan harekâtını,
       1–14 Ekim 1827 de Rusların tekrar Marendi, Nahçıvan, Revan ve Tebriz’i aldıklarını,
       29 Temmuz 1828 Türkmençay Antlaşmasını ve o dönemde ki yaşanmış acıları da hatırlardık!

       Mesela, Rus Tarihçilerin “ 20. Yüzyılın başlarında –ZAKAFKASYA’DA- ikamet eden 1 milyon üç yüz bin Ermeni’nin bir milyondan fazlası bu bölgenin yerel halkı değildir, onlar bizim tarafımızdan göç ettirildiler” (N. Şavrov–1911)
                              
       “Ermeniler, ağırlıklı olarak, Müslüman toprak beylerinin arazilerine yerleştiler.” “Ermenilerin İran’dan bizim eyaletlere göç etmesi üzerine kayıtlarını okumak yeterli olacaktır.” (A.Griboyedov–1977)

       “Ruslar kendi jeopolitik çıkarları uğruna Kafkasya’nın demografik yapısını değiştirdiler.” Samuel A. Weems (2002) dediklerini hatırlardık!

        Mesela, Thomas de Waal’ın;

        “19.yüzyılda metrolop ülkenin, binlerce aileyi Türkiye ve İran’dan burada ikamet etmeleri için göç ettirmesinin ardından İrevan gitgide Ermeni kenti oldu. Bununla birlikte, henüz 1870’li yıllarda burada toplam 12 bin kişi oturuyordu, başka bir deyimle bu kent hatta Şuşa’dan bile küçüktü. Ve Ermeni mülteciler iş bulmak için Bakü’yü tercih ederlerdi. (Lourie, Yerevan’s Phenomenon, p. 177–178).

         İrevan, daha büyük göç dalgasının ardından şimdiki gibi oldu…
         1918-1920’li yıllarda İrevan, bir süre  bağımsız olan ve Anadolu’dan göç etmiş yüz binlerce Ermeni’nin tek sığınağı olan Ermenistan devletinin başkenti oldu.  1920 yılında Sovyet Ermenistan’ın başkenti oldu. 1932 yılında İrevan’ı ziyaret eden Yahudi yazar Artur Koestler,  kenti Filistin’de o dönemde bulunan Yahudi mahallelerine benzetmiştir: “…nüfus çoğunlukla Türkiye, Avrupa ve Amerika’dan göç etmiş mülteci ve göçmenlerden oluşurdu. Çoğu zaman yolu geçerken bozuk Rusça ile sorduğum sorulara düzgün Almanca ve Fransızca  yanıtlar verirlerdi…” (Koestler, The Invisible Writing, р. 109).
 …kendi devletinden yoksun olan halk tüm dünyaya yayılmıştı. Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti sırf Ermenilerin yeni vatanının olması için kurulmuştu.” diyerek, yazdıklarını hatırlardık!

      Mesela, Tarihin derinliğine inmeden, 1905 yılı  (6–9 Şubat), (20–30 Ağustos), (20–25 Ekim) BAKÜ, REVAN, NAHÇIVAN (Cehri-Elince-Şurut) ŞERUR, DERELEYEZ, EÇMİEDZİN, SÜRMELİ, GENCE, ERES, ŞUŞA, HOCALI, KAZAK da Ermenilerin yaptığı SOYKIRIMINI hatırlardık!
                           
      Mesela, Mart 1918 de ŞAMAHI’DA şehit edilen SEKİZ BİN, Nisan 1918 de BAKÜ’DE şehit edilen ON İKİ BİN Azeri kardeşimizi, Nisan 1992 de AĞDABAN Soykırımını hatıralardık!

      Mesela, Fransa Kafkasya Yüksek Komiseri Damien de Martel tarafından 20 Temmuz 1920 yılında Fransa Dış işleri Bakanlığı’na gönderilmiş olan;
      “… Bu askeri operasyonlara gelince: Ermenistan’dan yeni dönen tanıklardan operasyonların nasıl yapıldığına dair bir takım bilgiler edindim. Haziran sonlarında Ermeni askeri birlikleri İrevan’ın güneyinde 40.000’i aşkın Müslüman’ın [Azerbaycanlının] ikamet etiği  25 Tatar [Azerbaycanlı] köyünü ablukaya aldılar. Başkente yakın bölgede oturan ve her hangi bağımsızlık iddiasında bulunmayan bu insanlar hep barışçıl bir tutum içinde sakin bir yaşam sürmüşler. Ermeniler onları top ateşi altında tutarak oturdukları köylerden kovdular ve Aras nehrine attılar. Boşalan köyler kısa sürede gelme Ermeniler tarafından işgal edildi. Bu olaylar sırasında  Ermeni askerler kadın ve çocuklar da dâhil olmak üzere 4000 kişiyi Aras nehrine atarak  katlettiler.” dediği raporun yansıttığı acıları hatırlardık!

      Mesela, Ermenilerin, Kafkasya’nın yerli halkı olmadığını söyleyen Ermeni bilim adamlarından,
      B.İşhanyan (Tarihçi) “Kafkas halkları” eserinde şöyle yazıyor: “Antik çağda Ermenilerin gerçek vatanı olan Büyük Ermenistan Küçük Asya’da, yani Rusya dışında bulunuyordu.” (B.İşhanyan, Kafkasya halkları, s.18, Petrograd, 1916)

      Ermenistan SSC bilimler akademisinin ilk başkanı İ.Orbeli; “Şimdiki Dağlık Karabağ, ortaçağda Albanya’nın bir parçası olmuş, ardından Ermeni derebeyleri tarafından işgal edilmiştir”(İ.Orbeli, Seçme eserleri, s. 358 Erivan, 1963)

      Manuk Abegyan’ının; “Ermeni halkının kökü nedir; nasıl ve ne zaman, nereden ve hangi yollardan buraya (İrevan topraklarına) geldi, Ermeni olmadan önce ve sonra hangi tayfalarla bağlantıları oldu, dilini, etnik yapısını kim ve nasıl etkiledi? Bizim elimizde bunları kanıtlayacak açık ve net deliller bulunmamaktadır.”( M. Abegyan, Ermeni edebiyat tarihi, s.11, Erivan, 1975), dediklerini hatırlardık!
                         
      Mesela, 1993 yılında Ermenistan sınır kapısının kapatılmasından 16 yıl sonra; O “üst akılın”  yönlendirmesi ve İsviçre’nin arabuluculuğu ile Zürich’te 10 Ekim 2009’da “Diplomatik İlişkilerin Tesisi” “İkili İlişkilerin Geliştirilmesi” protokollerinin, Ermenistan ile neden imzalanmış olduğunu sorgular,  söz konusu protokolleri Ermenistan’ın 23 Nisan 2010’da askıya aldığını, Şubat 2015 tarihinde de parlamentosundan tamamen geri çektiğini, bizim ise halâ o protokolleri TBMM gündeminde tutmakta olduğumuzu hatırlardık!
 
      Mesela,   Ermeni birliklerinin, Azerbaycan mevzilerine sızmaya çalışırken, 24–25 Şubat 2017’de çıkan çatışmada şehit olan 5  Azerbaycan askeri, Agşin Abdullayev, Şahlar Nezerov, Tural Haşımlı, Zülfü Gedimov ve Zakir Ceferov’ların, memleketleri  Bakü, Şeki, Haçmaz, Beylaqan ve Yardımlı'da toprağa verildiğini, hatırlardık!

      Şayet, tarihi derin-çukur-yüksek-resmi-gayri resmi diye ayırmadan okuyabilseydik, sadece HOCALI’YI değil AZERBAYCAN’IN yaşanmış bütün acılarını hatırlardık!

      Rusların “sağıra yatan” oyalama politikalarına birazcık dikkat ederken, dindaşları olan Ermenileri, neden Rusya’nın iç bölgelerine yerleşmelerine, hiçbir şekilde izin vermemiş olduklarını düşünürdük!        

Kaynak: 1905.az
 

Kenan Mutlu Gürses


Kenan Mutlu Gürses © 2011 - 2024 Her hakkı saklıdır. Başa Dön