TARİH VE UNUTULANLAR

MÜFTERİ (İFTİRACI) KÖPEK

31 Ekim 2016 tarihinde Kenan Mutlu Gürses yayınladı


      “Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır.”

      O vakit ne yapmamız gerekiyor? Susmamak ve müfterilerin (İFTİRACILARIN) ipliğini pazara çıkararak, onları topluma teşhir etmeliyiz. O, aşağılık müfterilerin “KURU İFTİRA” ile nelere yol açtıklarını, görerek önlemeliyiz.

      Asılsız suçlamanın, iftira atmanın; insanı nasılda incittiğini, onarılmaz ortamlara sürüklediğini, onurunun kırıldığını, hangi zorluklarla karşı karşıya bıraktığı, manen nasıl yıkılmış olduğunu, hangimiz anlarız?

      Bir müfteri, ham hayallerle, bulandığı günahkârlıkla  adileşmiş hırsı ile adice ve aşağılık kıskançlık dolu intikam duyguları arkasına saklanarak İFTİRA atar. Nasıl olursa olsun “ÇAMUR AT İZİ KALSIN” diye davranır? Hiç düşündünüz mü? MÜFTERİNİN insan olabileceğine nasıl inanırız?

      Çevresinde, masum, inandırıcı, doğru ve dürüst olarak bilinen, tanınan bir insana; kıskançlık krizine girmiş, korkak, kişiliksizleşmiş, insanlıktan bir nebze nasiplenmemiş birinin İFTİRA atmasını nasıl değerlendirirsiniz?

      O müfteri, kişiliksiz insan sınıfına, has-bel-kader girmiş sözde varlığı ile İFTİRA attığı insanın veya insanların bütün doğrularını karartmağa, inandırıcılığını yok etmeğe çalıştığını nasıl açığa çıkarabiliriz? Bir gün, dilinin, elinin birbirine dolaşacağını, attığı İFTİRANIN, bir yerleri gibi açıkta kalacağını, onun anladığı dilden, ona nasıl anlatabiliriz? Düşüncesizliğini nasıl suratına çarparız?

      O karaktersiz ve bir o kadar da aptal, o İFTİRANIN yine bir gün kendi boynuna dolanacağını, onun içinde ebediyen boğulacağını, çevresinden nasılda kaçacağını, bir türlü hesap edemez. Bu hesabı, düştüğü çukurda, güya bütün kirliliği ile yaşadığını zannederken, sadece çirkin, soysuzca bir seviyeye indiğini dahi göremez. Bu hesabı, vicdansızlığını, onursuzluğunu, o sefil rezilliği ile yaşayacağını, böylece nasıl da insanlıktan çıkmış olduğunu, bir yafta gibi daima boynunda taşır.

      Sonra, iğrenç dünyasına kapanarak, hayvanî bir ucubeye dönüşür. Cahilliğiyle, aptallığı ile karaktersizliği ile baş başa kalır. İnsanî ruhunu kaybedişini, hainliğini, iki yüzlüğünü  önüne katarak,  zifiri karanlıklara doğru sürüklenip gider..

      Bu dünyada, ar damarının halen çatlamadığına inanmış olsa da utanmanın, kapkara bir suratın ne demek olduğunu bilse de, en yakınlarına dahi anlatamayacak ve düştüğü o çukurda azap içerisinde sözde yaşamaya devam edecektir.

      Ya öbür dünyada; Hucurât Suresi’nin on birinci ayeti hatırlatıldığında; KÖPEĞE benzetildiği hatırlatılınca, ne yapacağını mutlaka şaşıracaktır!

      Nur Suresi’nin on dokuzuncu ve yirmi üçüncü ayetlerini, sen bilmez miydin diye sorulduğunda; İFTİRA attığın kişinin doğruluğunu ancak ALLAH bilir, sen bilemezsin dendiğinde, o azap karşısında ne yapacaktır? Hatta O azabın bu dünyada da yaşanacağı gerçeğinden nasıl kurtulacaktır?

     Kaldı ki, dini, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun, tasavvuftan uzak, hangi yola girmiş olsa da, menzili ağa babalarının menzili olsa da, onlara her türlü şaklabanlığı, dalkavukluğu yapsa da o MÜFTERİ KÖPEKLİĞİ ile bulandığı çamurda kaybolup gidecektir…

      Bilinmeli ki, İFTİRA da, İFTİRA atan da KÖPEK gibidir. Sadece İFTİRA attığı insana Havlar, havlar durur… Ancak, yalnızca doğruluğa ve ALLAH’A sığınmış olanların cesaret dolu bakışları ve duruşları karşısında, yine kuyruğunu, bir yerinin arasına sokarak kaybolup gider…

      Dilerim, sizin etrafınızda da MÜFTERİ KÖPEKLER olmasın… Bir MÜFTERİYİ o asil ve sevimli KÖPEKLERE benzettiğim için üzgünüm..

 

Kenan Mutlu Gürses

Kenan Mutlu Gürses © 2011 - 2017 Her hakkı saklıdır. Başa Dön