OSMANLI HAYRANLIĞIMIZ VE...

31 Aralık 2014


      Hepimiz Osmanlıyız. Hepimiz Osmanlının devamıyız. Hepimiz Osmanlı’ya saygılıyız. Ancak hepimiz tartışmasız, körü körüne Osmanlı savunucusu değiliz. Hepimiz Müslümanız. Hepimiz İslâm’a saygılıyız. Hepimiz Mevlana, Ahmet Yesevî ve Şeyh Edebali’ye Onların çizgisine ulaşmanın gayreti içindeyiz.

      Kuşkusuz, hatasız, günahsız birey düşünülemeyecek , hatasız, kusursuz devletler de düşünülemez. Tasavvufî düşüncenin, yıllar içerisinde tarikatlar eliyle yozlaştırılması inkâr edilemeyeceği gibi, Osmanlı’dan hareketle, Cumhuriyete olmayacak yaftaları yüklemek de düşünülemez. Gerek Osmanlının, gerek Cumhuriyet’in sorgulanacak, tartışılacak birçok uygulaması bulunmaktadır. Tartışılacak bu uygulamalar, birer birer kendi dönemleri göz önüne alınarak yapılmalıdır. Mesnetsiz OSMANLI hayranlığının da, Osmanlı’dan nefretin de kimseye faydası yoktur.

      Diğer yandan, Osmanlıcılığı siyasete, Osmanlıcılığı getirip getirip İSLÂM’A bağlamak hangi akılla bağdaşır. Padişahlara hoş görünmek veya onların fermanları doğrultusunda verilen Şeyhü’l İslâm fetvalarını yok mu sayacağız? Bu ifrat-tefrit bizi nereye götürecek?

      Uzun bir süredir, KAÇ-AK-SARAY tartışılıyor. Herkesin ortaya koyduğu bakış açısını, değerlendirmesini saygıyla karşılayalım. Fakat buranın MİLLETİN malı olduğunu söyleyen zihniyete, AK-SARAY ismini, kime sorarak verdiniz? Bu ismin kullanılmasını MİLLETİN hangi ferdine sordunuz? Aslında tartışılacak, sorgulanacak budur! Diğer hususlar, şatafat, harcamalar, ihtişam aslında hiç de yadırgayacağımız şeyler değildir. Asıl YARGILANACAK-SORGULANACAK, KAÇ-AK-SARAY’ da, yapılan MGK’LU toplantısında ATATÜRK RESMİNİN hiçbir şekilde görülmemesidir. Acaba makam odalarında ATATÜRK RESMİ var mıdır? Veya kimlerin odasında var, kimlerin odasında yoktur?

      Osmanlı ile yatıp, Osmanlı ile kalkanlar ne hikmetse, Osmanlının yaptıklarını, saraylar, köşkler, kasırlar için nasıl paralar akıttıklarını ya bilmezler, ya da bildiklerini söylemez veya söyleyemezler. Şuna inanıyorum ki, bu zihniyetin peşinden koştuğunu iddia ederek, toplumun aklıyla alay edenler, aşağıda ki ARŞİV BELGELERİNİN hiçbirini ne görmüşlerdir, ne okumuşlardır, ne de hangi ARŞİV de bulunduğunu bilirler!

     Mesela; “Sultan III. Ahmed’in kızı merhum Zeyneb Sultan’ın Saray-ı Hümayun Meydanı’ndaki SARAYININ tamir masraflarının müfredatı’nı” (H.1189-TSMA) bilirler mi?

     Mesela; “Esma Sultan’ın validesi kadın-efendinin Esma Sultan’ın kethüdasına yazdığı mektup’da: Lala İbrahim Ağa ve Mahmud Bey’in sehm akçesinin talebi, gönderilen örtünün alındığı, Sultan Efendi’nin istediği yaldızın alınmasını ve Eyüp’teki Esma Sultan YALISININ inşa işinin Komyanos ve Küçük Yorgi’ye nasıl verildiğinden” (H.1212-TSMA) ne kadar haberdardırlar?

     Mesela; “Sultan I. Abdülhamid Han’ın kızı Esma Sultan’ın Eyüp’teki SARAYININ inşası için tedarik edilen paralar ile masraflar için Komyanos kalfaya ödenen paraların” (H.1213-TSMA) nasıl tedarik edildiği hakkında bir fikirleri var mıdır?

      Mesela; “Sultan I. Abdülhamid Han’ın kızı Esma Sultan’ın Eyüp’teki SARAY BAHÇESİNİN düzenlemesi için Ser mimar Mehmed Arif tarafından hazırlanan keşif defteri”nde (H.1214-TSMA) neler yazılıdır?

     Mesela; “Esma Sultan Kethüdası Ömer Ağa’nın kardeşi Yusuf Ağa’nın Kılıç Ali sahil-hanesinde yeniden inşa KÖŞKÜN mefruşat eşyası ve bedellerinin listesi” (H.1215-TSMA) ne kadar tutmaktadır?  

     Mesela; “Sultan III. Mustafa’nın kızı Şah Sultan’ın tülbentçi, alacacı ve sair görevli ve tüccar ve saraya mensup kimselere olan borcunun hesap listesi”n de  (H.1220-TSMA) neler vardır?

     Mesela; “Sultan III. Mustafa’nın kızı Beyhan Sultan’ın Boğaziçi’nde Akıntı-burnu’ndaki SAHİL SARAYINDAKİ HAMAM inşası için yapılan masraflar” (H.1220) nelerdir?

     Mesela; “Sultan III. Mustafa’nın kızı Beyhan Sultan’ın SARAYININ tamirat masrafları ile kendisine takdim edilen aylıkları, masrafları ve mukataa gelirlerinin müfredatı” (H.1222-TSMA) nedir?

     Mesela; “Yahya Efendi yakınında inşa edilen Valide Sultan KASRI’NIN mefruşatı için teslim edilen eşyaların müfredatı”n da (H.1233-TSMA) neler vardır?

      Mesela; “Saray-ı Atik hademelerine yapılan ihsanlar ve Valide Sultan, Beyhan Sultan, Hatice Sultan, Esma Sultan, Ayşe Sultan ve SARAY görevlilerine yapılan ihsanlar” (H.1238-TSMA) ne kadardır?

      Mesela; “Valide Sultan için hazırlanan Beylerbeyi Sarayı’na gönderilen eşya ile ÇAMLICA KASRI, Arnavutköy’deki YALI ve kadın-efendilerin odaları için kullanılan malzemelerin müfredatı” (H.1279-TSMA) hangi odalarda kullanılanlara benzemektedir?

      Mesela; “Refia Sultan SARAYINA bahçıvan Hristo tarafından yapılan masraflar ve bedellerinin ödendiği”nin (H.1283-TSMA) nasıl yapıldığını bilir mi siniz?

      Mesela; “Refia Sultan için Koşuyolu’nda yapılacak KÖŞKÜN keşif ve mukavele defter”in de (H.1289-TSMA) neler vardır?

      Mesela; “Çorlu Kaymakamı Mehmed Rasim mührü ile Valide Sultan Başağası’na Sarayda bir işte istihdam edilmesi talebi” (H.1290-TSMA) günümüzde de yaşanıyor mu?

      Mesela; “Pertevniyal Valide Sultan lalası Server Ağa’nın Feriköy’de yaptırdığı hanelerde baş-kalfa olarak çalışan Yorgi’nin gerek kendisine ve gerek diğer esnafa ait bütün istihkaklarını tahsil ettiği” ni
(H.1291-TSMA) kimler biliyor?
      Mesela; “ Refia Sultan’ın Ortaköy’deki YALISINA yapılan kanepe ve sandalye masraflarıyla nakliye ücretleri” (H.1295-TSMA) hangi masraflarımıza benzemektedir?
 
      Mesela; “Valide Sultan lalası Mehmed Server mührü ile belgeler de; Pertevniyal Valide Sultan için Beşiktaş’daki SARAYA yapılan masraflar ile görevlilerin maaşlarını” (H.1302-TSMA) bugünle mukayese edebilir miyiz?

      Bu örneklerin binlercesini ARŞİV belgelerinde görmemiz mümkündür. Yukarıdaki örnekleri verirken, maksadım Osmanlıyı yermek değildir. Günümüzde Osmanlı ile yatıp-kalkanların, Osmanlı’ya toz kondurmayanların biraz bütünü görmelerini sağlamaktır. Yaşadıklarımıza “at gözlüğü” ile bakarak, “çözüm” diyerek çözülmeye koşar adım gittiğimiz şu günlerde, DİN’LE, DİL’LE uyutmaya çalışanların dikkatini çekmektir.

      İslâmı kendi emellerine alet edenler, O’nun üzerinden yönetime sahip olmaya kalkışanlar, MİLLETİ’NE yalan söyleyenleri de ayrı tutamayız. Ayrı tutamayacağımız o kadar çok şey var ki, hangi birini söyleyelim. Kur’ân-ı Kerim’in verdiği açık ve sade mesajı almayan, alamayanları mı? kendine ALLAH tarafından bahşedilen melekelerine, AKILLARINA güvenmeyerek iradesini başkalarına teslim edenleri mi? hangisini sayalım?

      Müslümanları, asırlardır Kur’ân’a rağmen parçalamaya çalışan kimler? Bu devirde, (ENAM-159), (ŞURA-13-14), (RUM-32), (Âli-İmrân-103-105) gibi, sure ve ayetleri anlamayacak acaba ne kadar cahilimiz kaldı? Gerçekten samimiyetle, Kur’ân ve Sünneti bir hakkın anlatmak ve anlamak için gidilen yol, yani TARİKAT ise, neden O’na-buna göre? Neden hücrelerde? Neden gizli? Neden kapalı kapılar arkasında? Daha açıkçası NEDEN CAMİ’DE DEĞİL?

      Herhalde bize, sizi parçalamayı tarikatlarla beceremedik, biraz da Osmanlı- Osmanlıca, çözüm ve süreç verelim diyenler varsa! Yüz yıl daha uğraşacağız demektir. Buradan OSMANLICA öğrenmeye karşı olmadığımı, öğrenmenin önemli olduğunu, iddialı olmayacak kadar OSMANLICAYI da bildiğimi belirtmeliyim.

     “Dindar ve kindar nesil yetiştirmek” inadı, Osmanlıcılık hayranlığı bu çağda ne kadar boş hayal ise, savunanın iddiaları ile onu yermeye kalkışmak, “havanda su dövmekten” öteye gitmiyor, gitmeyecektir.

      Ya bunların ÇARESİ? ONU DA SİZ DÜŞÜNÜN!

   2015 yılının, inatların, yersiz ısrarların, yermelerin ve dövmelerin olmadığı, huzur, güven, sağlık ve mutluluk dolu günler getirmesini diliyorum.  

 

Kenan Mutlu Gürses

Kenan Mutlu Gürses © 2011 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön