TÜRKİYE NEREYE KOŞACAK?

31 Temmuz 2014


      Türkiye son yıllarda izlediği yanlış iç ve dış politikalar neticesinde; gerektiği şekilde hareket etmediği veya edemediği için merkez olma yolundaki adımlarını hep geri atıyor. Bunun bir değil, sayısız nedenlerini hepimiz sıralaya biliriz. On iki yıl önce başlayan devleti öğrenme tecessüsü, aşama aşama bizleri bugünlere getirdi. Ve hak etmediğimiz bir bedel ödedik. Kuşkusuz bizlere bu bedeli ödeten AKEPE, onun başkanı olan Erdoğan’dır.

      Adına, ister politika, ister siyaset diyelim, bazen anlayarak, bazen anlamaya çalışarak, bütün iktidarların ve onların başbakanlarının öngörüleri (!) doğrultusunda yaşadıklarımızı elli yıldır izlemekteyim. Şayet anlam bütünlüğü içinde hâlâ siyaset ve politikanın varlığından bahsedebiliyorsak! Hiçbir siyasi parti lideri, hiçbir başbakan Türkiye’yi bugünkü gibi ayrıştırmamış, ortasından bilmem kaç parçaya bölmemişti. Çok partili hayata geçişimizden, günümüze kadar, başbakanların hiçbirisi, muhalefete ve onların başkanlarına bu denli sırtını dönmemişti. En ateşli tartışmaların yaşandığı yıllarda/günlerde dahi; DEVLETİN âli menfaatleri sözkonusu olunca BAŞBAKANLAR, muhalefet liderlerine mutlaka bizzat bilgi vermişlerdi.

      Kaldıki; o dönemlerde TÜRKİYE bir ateş çenberi içerisine de alınmış/sokulmuş değildi. Türkiye’nin daha önce planlanmış bütün projeleri gerçekleştirildiğinde, hizmete alınmasında, açılış törenlerinde mutlaka muhalefet liderleri davet edilir ve de o muhalefet liderleride davete icabet ederlerdi. Zira gerçekleştirilen her proje bu ülkenin insanı tarafından yaratılıyor, bu ülkenin malı oluyordu. Gurur da bütün TÜRK MİLLETİ’NİN idi.

      Heyhat..! Bugün Türkiye’yi yönettiğini zannedenler(!) TÜRK MİLLETİ ifadesini dahi ağızlarına almıyorlar. ‘’Elin taşı ile, elin kuşunu vuranlar’’ sözündeki ifadesiyle; bu ÜLKENİN insanının alınteriyle, ödediği vergilerle gerçekleştirilen her proje her yatırımın artı puanları ne hikmetse ÜLKEMİZDE sadece %43,5 oy almış bir iktidarın karnesine yazılabiliyor. Ya % 56,5 oya sahib olan kesim nereye oturtuluyor, bunu kimse yeterince konuşmuyor.  TÜRKİYE ise, merkezden uzaklaşarak hızla aşağı doğru koşmaya devam ediyor.

      Ne yazık ki; bunu göremeyen halk kesimi, bunu görmek istemeyen bir iktidar var. Günümüze kadar hiç olmayan, hiç yaşanmayan, hiç görülmeyen, hiç duyulmayan ve hiç yazılmayan bütün olumsuzlukları yaşıyoruz. Çevremiz ATEŞ çemberi altında yanarken biz sadece seyrediyoruz. Komşu ve dost ülkeler hiçbir şekilde ifadelerimizin içerisinde yer bulmuyor. Kısaca herkese soruyorum: SON ALTMIŞ GÜN DE; KAÇ TÜRK’ÜN, KAÇ MÜSLÜMAN’IN ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ GERÇEKTEN BİLİYORMUSUNUZ? YA ŞERİAT ADINA IRZINA GEÇİLEN KIZLAR ve KADINLAR?

      Etrafımızda bu acı tabloyu izlerken, TÜRK DEMOKRASİSİ elimizi uzattığımızda tutabileceğimiz FIRSATI, şimdi bizlere sunuyor. TÜRK MİLLETİ onbir gün sonra CUMHURBAŞKANINI seçiyor.

      Bu seçimdeki adaylardan Ekmeleddin İhsanoğlu; bilimsel, evrensel vasıfları yanında, BAYRAK, VATAN, TÜRK MİLLETİ sevgisini, BOZOK geleneği ile birlikte taşıyan, özüyle, sözüyle TÜRK olan CUMHURBAŞKANI adayımız olarak karşımızda duruyor. Hiç değilse ‘’yolsuzluğu teşvik eden bir partiye dönüşmüş’’ siyasi kadronun üyesi de değil. Başka, yobaz ve cahil değil. Cahil cesareti ile kararlar veren biri hiç değil.

      İslâm Tarih ve Kültürünü, Osmanlı Tarih ve Kültürünü her imam-hatipliye öğretecek ve onların yanlışlarını düzeltecek kadar iyi biliyor. Hitabet sanatının arkasına saklanarak, derinliğini bilmeyeceği şiirleri, toplumları galeyana getirmek için yerli-yersiz okumuyor.
 
      Ancak Mehmet Akif Ersoy’u, Necip Fazıl’ı, Yahya Kemal’i, Nazım Hikmet’i hatta Ferhat ile Şirin’i, hamaset nutukları atanlara ARAPÇA öğretecek kadar iyi biliyor, Ekmeleddin İhsanoğlu.

      Bütün bunların yanında, hayatının hiçbir döneminnde ‘’BERABER YÜRÜTTÜK BİZ BU YILLARDA’’ (Togan-İsmail Arlı) gibi şaibeleri taşımıyor. Hakkında yoksulluğu istismar eden yolsuzluk yazıları yazılmıyor. Kavga, ayrıştırma nedir bilmiyor. Şu bir gerçek ki; İSLÂMI ve İSLÂM alemini iyi biliyor.

      Barış, dostluk, kardeşlik, TÜRKİYE ve TÜRK MİLLETİ’NİN aydınlık günlere kavuşmasını dilerken, bakalım TÜRKİYE NEREYE KOŞACAK?   


KAYNAK: Cem Cüneyd Canan  

 

Kenan Mutlu Gürses

Kenan Mutlu Gürses © 2011 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön