YALANDAN KİM ÖLMÜŞ…! ERMENİLER…!

30 Nisan 2018


                                           

 

       Ermeni Diasporasının YALANLARI ile nereye, nasıl gittiklerini bilmeyen Ermeni dostlarımızı düşündükçe gerçekten üzülüyorum. Günümüzde yazmış veya konuşmuş gibi yaparak bir noktaya takılıp kalanları hayretle takip etmeye çalışıyorum. Şunu özellikle belirtmek isterim ki maalesef Ermenilerin çoğunluğu, kendi tarihlerini, kendi dinlerini yeterince bilmiyorlar…! İlkçağ da nereden nereye gelmiş olduklarını, paganlıktan Hıristiyanlığa geçişlerini sorun bakalım nasıl anlatacaklar? Antikçağ da tarih, Tauriler, İskitler, Yunanlar, Sarmatlar, Alanlar ve Romalılardan bahsederken, neden Ermenilerden bahsedilmediğini de zaten bilmediklerini göreceksiniz!

       Bin yıllık birlikte yaşanmışlık, Ortaçağ, sosyo- ekonomik hayat, Osmanlı coğrafyasında yaşanılanlar, Ermeni nüfusu, Ermeni göçleri, kilise, misyonerler, yabancı devletler, özellikle 10. Yy. da Hıristiyan Roma’nın Ermenilere neler yaşatmış olduğunu bir türlü hatırlamazlar…! Defalarca yazmama rağmen tek bir ses, tek bir nefes çıkarmazlar...

       Mesela 11. Yy.da Selçuklu Türklerinin Kafkasya’yı fethettiği dönemde Kırım’a nasıl göç ettiklerini hiç hatırlamazlar... Bu zaman diliminde söz konusu bölgeye “Armenia Magna” dendiğini dahi hep unuturlar! Sonrasında (1778) yine Müslüman-Hıristiyan çatışmasıyla neden Don Nehri civarına yerleşmek mecburiyetinde kaldıklarını, Katerina, Prens Grigoriy Potemkin ve Şahin Giray Han’ı hiç akıllarına getirmezler…

       TARİH, belki de hafızalarından silinmiştir, diyebilirsiniz! Ancak 15. ve 16. Yy. lara gelindiğinde; Müslümanlaşan Ermenileri,    bölge halkları ile birlikte Ermenilerin de tamamen Türkçe konuşarak, dil ve kültürel olarak tamamen Türkleşmiş olduklarını, hangi hafızadan sileceksiniz?

       1800’ lı yılların ikinci yarısında Rusların her ihtiyaç duydukları bölgede, onların maşasının ucuna takılarak nasıl nüfus dolgusu yapıldıklarını, o Rusların, dünkü tarih 1944 de neden Almanlar, Bulgarlar, Yunanlılarla birlikte Ermenileri de HAİN ilân ettiklerini, acaba Ermenilerin hangi hafızasına anlatacaksınız?

       Bugüne gelirsek; bazıları gerçekten tarihlerini bilmedikleri için, herkesi kendileri gibi aptal yerine koyarak, “Hikâyemiz 24 Nisan 1915’ten başlıyor. O gün açılan yara hâlâ kanıyor. Oradan başlayarak konuşmadığımız her gün yaramız daha ölümcül bir hale geliyor.” diye biliyorlar.  Yetmiyor, hızlarını alamıyorlar; “Bu memlekete en büyük kötülüğü, koca bir ülkeyi yalana inandıranlar yapıyor. Tekrarlandıkça büyüyen, büyüdükçe inanılan bir yalanla yaşıyoruz.” nakaratına devam ediyorlar. O YALANLARA inanarak, en büyük kötülüğü kendi kendilerine yaptıklarını bir türlü göremiyorlar.

       Ancak, TAŞNAK, HINÇAK ve RAMGAVAR artık lığı ile gerçekten DİASPORA YALANLARININ peşine takılıp gittiklerini, nedense hiç düşünmüyorlar. En önemlisi, bu yalanlara kendilerinin nasıl inanmış olduklarını düşünmek bile istemiyorlar… Düşünmek istemedikleri en önemli noktanın, genç Ermeni nüfusunun vatan-toprak kavramından kopuk yetişmesinin anlamını unutuyorlar.

      Ermenilerce,  Dersim ve Kürt ise, aslını inkâr ettikleri geçmişlerinden kopuk, daima kullandıkları bastonları oluyor… Bu hali herhalde en iyi “Yalandan eşek olmak” sözü ile açıklayabiliriz.  Konu yalanla sürüklenirken,  yalanın içerisinde yüzerken, sözde Ermeni soykırımının mesnetsiz iddialarını da, başka bir yalanla karşı karşıya olduğumuzu da, görmeyen gözlere, duymayan kulaklara iki değerli insan; ŞÜKRÜ SEVER AYA ve CENGİZ ÖZAKINCI ısrarla belgeleriyle anlatmaya çalışıyorlar.  Emperyal güçler ve yalanı emperyalizm desteği ile sürdüren Ermeniler,  anlamak istemeseler de…

       Hikâyeyi haberdar olmayanlar için kısaca özetlemeye çalışayım: 30 Ocak 1933-8 Mayıs 1945 tarihleri arasında, Nazi Partisi Lideri Adolf Hitler, işgal ettikleri sınırlar içerisinde yaşayan ALTI MİLYON Yahudi’yi sistemli şekilde öldürmüştür. Bu katliamların gerçekleşmesi sürecinde, Adolf Hitler, komutanları ile yaptığı gizli toplantı, (22 Ağustos 1939) tutanakları, Almanya’yı mağlup eden ülkelerden biri olan ABD tarafından ele geçirilmiştir.

       Associated Press Ajansı’nın Berlin muhabiri Amerikalı gazeteci Louis P. Lochner, 1942’de ABD’de yayımlanan “WHAT ABOUT GERMANY” adlı kitabında, bir muhbirden aldım dediği ADOLF HİTLER konuşmasının metnini yayınlamıştır. Ancak yazarın aktardığı şekli ile ABD askerlerinin 1945’de Saalfelden’de ele geçirdiği metin arasında önemli farklılıklar vardır. Söz konusu kitap da HİTLER’İN;

“……..Savaş hedefimiz belirli hatlara ulaşmak değil, düşmanın fiziki olarak yok edilmesidir. Polonya dili türevi konuşan her çocuk, kadın ve erkeği acımaksızın öldürme emrini uygulamak üzere Doğu’ya ölüm mangalarımın gitmesini ben emrettim. Bize gerek duyduğumuz yaşam alanını kazandıracak alan yalnızca budur. BÜTÜN OLANLARDAN SONRA, KİM BUGÜN ERMENİLERİN YOK EDİLMESİNDEN SÖZ EDİYOR.” dediği yazılıydı. Fakat aynı konuşmanın ABD askerlerince NAZİ belgeleri arasında ele geçirilen metninde ve diğer belgelerde, ERMENİLERDEN söz eden tek satır yoktur.

       Yıllar sonra; ABD’de, YAHUDİ Soykırımı’na özgülenmiş bir Soykırım Anıt-Müzesi [HOLOCAUST MEMORİAL MUSEUM] kuruluş çalışmalarına başlandı. Aynı dönemde, ASALA terör örgü TÜRK diplomatlara yönelik suikastlar yapmaktaydı. Diğer taraftan MÜZE konseyine giren ABD’li ERMENİ, SET MOMİİAN, 1915 ERMENİ olaylarına MÜZEDE yer verilmesi karşılığında 1.000.000 ABD Doları bağış sözü vermişti. Diğer çalışmalarında bir araya gelmesiyle; “BÜTÜN OLANLARDAN SONRA, KİM BUGÜN ERMENİLERİN YOK EDİLMESİNDEN SÖZ EDİYOR.” İfadeleri MÜZE alanına yerleştirilmiştir.

       Ancak Adolf Hitler’e ait bu ifadelerin; “BÜTÜN OLANLARDAN SONRA, KİM BUGÜN KIZILDERİLİLERİN YOK EDİLMESİNDEN SÖZ EDİYOR.” Şeklinde kayıtlara geçtiği belgelerle tesbit edilmiştir. Onun içindir ki O yazı bir süre sonra o müzenin duvarından kaldırılacaktır. Böylece, Emperyal ve Ermeni YALANLARININ ilk satırları silinmiş olacaktır.

       İşte kendi tarihinden habersiz ERMENİLER, Taşnak ve Hınçak zihniyetinin peşinden koşarken ERMENİ DİASPORASININ yönlendirilmesinden kurtulamadıkları gibi, YALANLA yaşamak için üstüne üstlük Diasporaya bir de para ödemektedirler. Onun içindir ki “Yalancıda ne vefa olur, ne de ar; ne semtine uğra, ne yanına var” sözü boşuna söylenmemiştir.

       Yazıma başlarken, ERMENİLERİN başka yalanlarını, kullandıkları ve kullanmış oldukları KİLİSELERİN büyük çoğunluğunun kendilerine ait olmadığını, ya RUMLAR Anadolu’dan gittikten sonra onların KİLİSELERİNİ sahiplendiklerini veya RUMLARCA onlara verildiğini, fakat ERMENİLERİN bu KİLİSELERİN kendilerine ait olduğunu söyledikleri, yazdıkları YALANLARINI anlatacaktım. Yine başka yazıya kaldı…

       Belki de bir gün, etnografya ve sanat tarihçilerimiz yazar…  Bekleyip görelim..

 

 

 

Kenan Mutlu Gürses


Kenan Mutlu Gürses © 2011 - 2024 Her hakkı saklıdır. Başa Dön