ZEYTİNDAĞI'NDAN

01 Eylül 2014


Yakup Kadri Karaosmanoğlu; ‘’ ….Falih Rıfkı’nın son eseri ZEYTİNDAĞI, Cumhuriyet devri edebiyatının en büyük hâdislerinden birini teşkil etti.FALİH RIFKI’NIN bize hatırlattığı devir, TÜRK milletinin geçirdiği ve geçirebileceği felâket devirlerinin en facialısı, en dehşetlisi ve ruha en çok bezginlik verenidir. Eğer, muharririn keskin ve yüksek zekâsı bu devir üstüne berrak bir aydınlık gibi aksetmemiş olsaydı, biz ona doğru başımızı çevirip tekrar bakmak arzu ve cesaretini kendimizde bulamıyacaktık’’der.

      Evet, FALİH RIFKI ATAY’IN  ‘’ZEYTİNDAĞI’’ isimli eserinden bahsediyoruz. Şimdi bu da nereden çıktı mı diyeceksiniz!

      Dünya’nın görmek ve duymak istemediği, Akepe’nin sağıra yattığı TÜRK dünyasından, özellikle Türkistan, Irak ve Suriye deki TÜRK kardeşlerimizin çektiği ıstırabın hangi noktalara geldiğini hatırlatmaya, vicdanın cüzdana benzemediğini anlatmanın, hepimizin görevi olmasından çıkmıştır.

      Bugün orkestra şefi değiştirilmiş bir hükümetin, uyguladığı politikalarla, yarın mezhep çatışmalarıyla yüz yüze gelmeyeceğimizi garanti edebilir misiniz? Daha korkuncu, IŞİD denen militan kılıklı satılmış sözde şeriatçıların, SÜRECDEN istediklerini elde edemeyen PKK ile aynı dönemde şehirlerimizi ateş yumağına çevirmeyeceğini de garanti edebilir misiniz?

      Bazıları şaşırır da İBRET alırlar düşüncesiyle FALİH RIFKI ATAY’IN, ‘’ZEYTİNDAĞI’’ INDA yazdıklarının bir bölümü buraya taşıyorum.

      ‘’1913’de bir Mustafa Kemal, yüzyıl sonrası için bile hayaldi, fantezi romanlarında bile yeri yoktu.’’

      ‘’Arap milliyetçiliği güden Şamlı Azimzadeler, Konya’dan gelme Kemik Hüseyin torunları idi. Haleb’in esas familyalarının asılları Türklerdi.’’
 
      ‘’Osmanlı İmparatorluğu buralarda, ücretsiz tarla ve sokak bekçisi idi.’’

      ‘’Hazin tâlih: Eşraflarını öldürmüş olduğu Suriye’de Cemal Paşa’yı seven ve arayan çoktur. Cemal Paşa, Bolşevikler hesabına on binlercesine kendi eli ile hayat vermiş olduğu Ermeniler tarafından öldürülmüştür.’’

      ‘’Bütün Havran kabile kabile parçalanmıştı. Şeyhler kendi öz kardeşleriyle dahi dost değildiler.’’

      ‘’Halep’den Aden’e kadar süren o koca memlekette bir arap meselesi var zannetmeyiniz. ARAP MESELESİ DENEN şey TÜRK DÜŞMANLIĞI hissi idi. Bu hissi ortadan kaldırınız: Suriye ve Arabistan meselesi, ARAP SAÇINA döner, karmakarışıklığın içinden çıkamazsınız. Müslüman Araplar arasında bir ARAP HALİFELİĞİ hükümeti peşinde olanlar vardı.’’

      ‘’Suriye’de Hıristiyanlık, Müslümanlık, Filistin’de Araplık, Yahudilik, Hicaz’da şeriflik, Vehabilik meseleleri, bizzat TÜRK-ARAP meselesinden daha hızlı idi. Nitekim biz çıktık, nifak bütün AKDENİZ, KIZILDENİZ ve çöller boyunca yanıp durmaktadır.’’

      ‘’Lübnan’da mukaddes CİHATÇI denen bir sınıf vardır. Her Müslüman öldüren mukaddes CİHATÇIDIR.’’

      ‘’Filistin’de siyonistler âdeta gizli bir hükümet yapmışlardı. Bayrakları ve postaları vardı.’’

      ‘’Kudüs’ün yerli meselesi, Yahudi, Arap meselesi: Bir avuç Yahudi, altı yüz bin Arap! Yafa’dan Kudüs’e kadar Yahudi Filistin’i birkaç defa dolaştım. Filistin’in yeni kasabaları ve köyleri Yahudi eseridir. Köylerinde akşamları simokin giyen İngiliz Yahudisi muhtarlık eder. Kırmızı yanaklı Alman Yahudi kızları dilijanslar üstünde şarkı söyleyerek bağdan köye döner. Müslüman Araplar ise, bu efendilerin hizmetindedirler: Üzümü Arap gündelikçi sıkar ve şarabını semiz Yahudi içer.’’

     ‘’ Gazze’den derin top sesleri geliyor. İngiliz gülle ve bombaları Osmanlı İmparatorluğu tacını parçalıyordu.’’

      ‘’Büyük Harbde Osmanlı hazinesinin büyük bir kısmını çöl ve urban yemiştir.’’

      ‘’Cemal Paşa’nın ilk kederinin halklı olmadığını sanırım. Çünkü Suriye’nin eski Alman Orduları Başkumandanına hazırladığı hediye kimsenin heves edeceği bir şey değildi: BOZGUN!’’

      ‘’Aşiretlerin bulunduğu çöllerin içine henüz paradan büyük bir kudret girmemiştir. Para uğruna yapılan her şey, Allah uğruna yapılmış gibidir.’’

      FALİH RIFKI ATAY, ‘’ZEYTİNDAĞI’NDA’’ günümüzden YÜZYIL önce yaşananları anlatıyor. Biz hâlâ; Nablus’un, Kahire’nin, Kudüs’ün, Şam’ın, Haleb’in, Bağdat’ın, Lût Gölü’nün, Gerek Dağları’nın, Kızıldeniz’in, Hicaz’ın, Yemen’in Aden’in, Lübnan’ın, Süveyş Kanalı’nın, Basra’nın, Nâsıra’nın, Filistin’in, Gazze’nin, Musul’un ve Kerkük’ün ne ifade ettiğinin farkında bile değiliz!

      Peşmerge TÜRKMEN’E zülüm ederken suskunuz. Işid, TÜRKMENİ yok ederken suskunuz.

      Genelkurmay Başkanlığı’nın  ‘’ÖNEMLİ YURT İÇİ OLAYLAR’’ sayfasında aktarılan PKK kahpelikleri karşısında suskunuz. Haber kanalların da, gazete sayfaların da Güneydoğu Anadolu’da, Suriye’de, Irak’ta ve Türkistan’da yaşananları dinledikçe, okudukça yine suskunuz.

      Yeni Cumhurbaşkanı veda konuşmasında ne buyurmuş: ‘’1071’de Sultan Alparslan’ın arkasında namaza duran neferlerin hissiyatı neyse bizim hissiyatımız da odur.’’ MALAZGİRT hangi bölgemiz de? Ya ora da neler oluyor? Bu nasıl hissiyat ki?

      Falih Rıfkı Atay : ‘’YALANIN TECVİDLİ ARAPÇASI, HERKESE AYET TESİRİ VERİR’’ demiş. Ne zaman? YÜZYIL ÖNCE… Ya YÜZYIL SONRA!

      İşte ZEYTİNDAĞI’INDAN, YÜZYIL SONRA GELDİĞİMİZ NOKTA.Ve nokta….

      30 Ağustos ZAFER BAYRAMI, TÜRK MİLLETİ’NE KUTLU OLSUN…
      ‘’NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’’

 

Kenan Mutlu Gürses

Kenan Mutlu Gürses © 2011 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön