SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI-YALAN KERVANI

23 Nisan 2012


    Yeterince bilgiye sahip olmadan, gerek maddi gerekse manevi dünyalarında bulundukları yeri hazmedemeyenlerin; farklı mensubiyetler içerisinde kendilerine her türlü rolü bulmaları, bu rolden hareketle MİLLET bilincinin ne olduğunu anlamadan aramızda dolaşan aktörlerin olduğunu izlemekteyiz.

    Sizin partiniz, sizin cemaatiniz, sizin takımınız söylüyorsa doğru, başkası söylüyorsa zinhar yanlıştır hâkimiyetinin var olduğu dünyadan, niçin ve nedenin akla getirilmediği bir dünyada yaşadığımızı anlıyoruz. Ve de, başa çıkamadığımız herhangi bir konuda, yönetmeyi beceremeyenlerin eksikliğine veya karşı tarafın içimizde işbirlikçileri bulunduğuna şahit oluyoruz.

    Tunus’u, Libya’yı, Yemen’i, Mısır’ı anlamaya bilirsiniz. İzlediğiniz televizyon dizileri, başka şeyleri anlamanıza izin de vermiyor olabilir! Avrupa’nın renkli ışıkları, gözlerinizi kamaştırabilir. Sanatçı kisvesi altında, yine televizyon kanallarında, magazin sayfalarında arzı-endam eden hatunların güzellikleri aklınızı çelebilir. O nasıl AŞKSA, o, nasıl sevgili ise, her gün bir başkası ile beraberliklerine, eskilerin ne dediğini de bilmiyor olabilirsiniz. Her insan biraz cahildir diyecek olursak, alınmayın ama biraz cahilde olabilirsiniz. Kerameti kendinden menkul, şeyhler gibi, sizde yüzleşmek ve özür dilemek hastalığına yakalanmış da olabilirsiniz.

    Üzülmeyin, insan bu, her şey olabilir!

    Ancak, kendi TARİHİNİZİ bilmiyor olamazsınız. Bu ÜLKENİN suyunu içiyor, bu ÜLKENİN ekmeğini yiyorsanız, etrafınızda olanlara bigâne kalamazsınız. Bizi yönetenlerin her şeyin doğrusunu bildiklerini sanarak, ‘’yan gelip yatamaz’’sınız. Her türlü melanet Avrupa Birliği ve Amerika’dan çıkıyor diyerek, seyirci kalamazsınız.

    Bırakın kendi TARİHİNİZİ, size YALAN söyleyenler karşısında: Batının sömürgecilik dünyasının, Afrika’dan, Orta ve Uzak doğuya, Hindistan’da, Afganistan’da ve Çin’de neler yaptıklarını da bilmelisiniz. İspanyolların, ENDÜLÜS’DE sekiz asırlık MÜSLÜMAN kimliğini nasıl yok ettiklerini de bilmelisiniz.

    Yetmez, hep gözden kaçırılan ÇİNLİLERİN, UYGURLARA yaptıklarını, yetmez, Stalin’in kendi halkından başka, KAFKASYA’DA, ORTA ASYA’DA çoğunluğu TÜRK olan milletlere neler yapmış olduğunu da bilmeliniz.

    Bilmelisiniz ki, bunlarla ilgili, hiçbir kimsenin, yüzleşmeden, özür dilemekten, neden bahsetmediğini sorgulaya bilesiniz.

    ‘’Ağzı açık ayran delisi’’ gibi baktığınız sözüm ona medeni BATI’NIN, İkinci Dünya Savaşı’nda kaç milyon insanın ölümüne sebep olduğunu da bilmelisiniz. Gözlerinizi fal-taşı gibi açarak baktığınız, kuşkusuz imrendiğiniz BAT I’NIN, Sırplar yüz binlerce MÜSLÜMAN BOŞNAĞI katlederken nasıl seyirci kaldığını bilmelisiniz. Binlerce MÜSLÜMAN BOŞNAK kadın ve kızın ırzına geçirilirken, sessizce seyredenlerin kim olduğunu bilmelisiniz.

    Oyunu sahneye koyup, yine perdeyi kapatanın BATI olduğunu bilmelisiniz. Aynı oyunun IRAK’DA sahneye konduğunu, İki milyon MÜSLÜMAN’IN nasıl öldürüldüğünü, bir o kadar MÜSLÜMAN kadın ve kızın nasıl ırzına geçildiğini bilmelisiniz.

    Suriye’de neler olduğunu, cemaatlerin Kürtçülere neden kucak açtıklarını, yeni bir Anayasa diye yırtınanların, cambaza bak derken, neler değiştireceklerini bilmelisiniz.

    Bütün bunlardan sonra, bilmem ki, şu sözde Ermeni soykırımı YALANINI bilmenize gerek var mı? Ben yine de bir kenarından anlatayım.

    Önce insan olarak Ermeni Tehcirinin, bir kavme karşı ağır uygulama olduğunu kabul edelim. Her nedenle olursa olsun, yıllardır yaşadığınız yerlerden, SAVAŞ şartları içinde de olsa, koparılmanın acısına inanalım. Yaşadığınız yerden, bilmediğiniz bir yere sürülmenin, bunları yaşarken kayıplar vermenin ne onulmaz yaralar açtığına da hissedelim.

    Bilmemiz gerekli dediğimiz TARİH’TE Ermeniler, yaşadıkları her bölgede, iddia sahibi olmadan, her hâkim gücün yönetiminde varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bu, Romalılar, Araplar, Selçuklular ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde de, istisnalar dışında aynı şekilde sürüp gitmiştir. Hâkim güçler tarafından bazen, bir coğrafyadan, başka bir coğrafyaya göç ettirilmek zorunda bırakılsalar da, öyle yaşamış, Osmanlı’da olduğu gibi toplumun her kademesinde bulunmuş, devletin de üst mevkilerin de görev almışlardır.

    Her ne oldu ise, Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıfladığı dönemlerde, isyana kalkışmış, kendi komşusu Türklere karşı katliama girişmişlerdir. Bu davranışlarında Hıristiyan dünyasının emelleri doğrultusunda hareket ettikleri de sır değildir.

    Sözde soykırımı denilen noktaya gelinceye kadar, Tanzimatlar, Islahatlar, Berlin Antlaşmaları yaşanmış, buna rağmen yer yer Ermeni isyanları ve yaptıkları katliamlar artarak devam etmiştir. Bu arada Osmanlı Balkanlardan, Kafkasya’ya kadar birçok cephede SAVAŞMAK durumunda kalmıştır. Kısacası bütün bunlar, ana hatlarıyla bildiğimiz şeyler.

    Şimdi gelelim, Ermeni TEHCİRİNİ soykırımı yaptınız diye tutturanlara. Gelin herkesin aksine, biz soruyu tersinden soralım. Ve tüm Ermenilerin istinasız bigünah olduklarını var sayalım! Millet-i Sadık anın hiçbir şekilde yanlış yapmadıklarını kabul edelim!

    1917’e gelindiğinde Rusya’da devrim olmasa idi, Ruslar ERZİNCAN’DAN geri dönmek durumunda kalmasalardı, acaba bugün nasıl bir Anadolu’da, Ermenilerle, nasıl yaşıyor olurduk?

    Savaş şartları içerisinde, ABD, Avrupa Devletleri ve Rusya’nın yanında yer alan Ermeniler bunu hiç sorgulamayacak, madalyonun diğer yüzüne hiç bakılmayacak, yaptıkları katliamları hiç dikkate taşımayacak, sonrada dünyanın değişik ülkelerine yayılmış sadece 7.500.000 Ermeni, kalkıp TÜRKLER bize soykırımı yaptı diyecek!

    Ermeni Tehciri’nin Ermenilere yaşattığı sarsıntıya, yaşananlara ister trajedi, ister dram, istersiniz bambaşka bir şey söyleyebilirsiniz. Bunu bütün boyutları ile tartışır ve konuşa bilirsiniz.

    Fakat kim olursanız olun 24 Nisan 1915’de TÜRKLER SOYKIRIM yaptı diyerek, insanın gözünün içine bakarak YALAN söyleyemezsiniz. Veya Tarihe bir daha bakmak zahmetine katlanmadan, SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI YALAN KERVANI’NA katılmaya devam edersiniz.

Kenan Mutlu Gürses

Kenan Mutlu Gürses © 2011 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön