TAKSİM CAMİ ve AMFİ TİYATRO

20 Aralık 2012


      Toplum olarak hoşnutsuzluklarımızın başında, her düşünceyi tartışmak, karşı çıkmak, olduğu gibi kabul etmek veya bütünüyle red ve sahiplenmek geliyor. Yeni bir fikir mi? O, hiç yok.

      Düşünmek zor iştir. O zahmete katlanmak, fikir üretmek ise daha da zordur. Hatırlayacak olursak, HALİÇ Metro Köprüsünün SÜLEYMANİYE CAMİ sülietini bozuyor diyerek o kadar karşı çıkanı gördük de, o köprü şu şekilde yapılır diyen birkaç kişiden fazlasını göremedik.

      Şu günlerde TAKSİM MEYDANI düzenlenmesi, araç trafiğinin yer altına alınması, TOPÇU KIŞLASININ ve CAMİ yapılması için herkes konuşuyor. Özellikle CAMİ konusunda ki tartışma yıllardır devam ediyor. İslâmi hassasiyetler bir yana, karşı çıkanlar ve iktidar partisinin, ben sözümün üzerine söz söyletmem tavrı da bu devama ekleniyor.

      Öncelikle hepimiz kendimize şu soruları soralım;

 -   Hangimiz TAKSİM’E cami yapılacak alana gidip, baktık?
— Hangimiz TAKSİM Meydanı’nın, farklı noktalarından bakarak, o camiyi hayal ettik?
— Hangimiz TAKSİM’İN bütünlüğünü, mevcut mimari yapısını inceledik?

      Lütfen cevabınız siz de kalsın!

      Diğer taraftan TÜRKİYE’NİN tamamını beton çöplüğüne çeviren mimarlara, onları yetiştiren anlı-şanlı (!) hocalara ne demeli? Asıl işleri estetik yaratıcılıkla yapı tasarlamak olanlar, acaba günümüze kadar ne tasarlamışlardır?

— Acaba hangi mimar, TAKSİM Meydanı’na yapı bilimcisi gözlüğü ile bakmıştır?
— Ya, varlığından kuşku duyduğumuz peyzaj mimarları nerededir?
— Yükseksek sesle konuşmayayım, gün olur, iktidara işim düşer diyen mimarlar var mı dır?
— Mevcud iktidarlara, vıcık vıcık yağcılık yapanları görüyor mu sunuz?
— Düşünmeden, sorgulamadan her şeye karşı çıkan mimarlar kimlerdir?
— Bir avuç sesini duyurmaya çalışan mimarlardan, haberiniz var mı?
- ‘’TAKSİM KIŞLASI’NIN bir eser’’ olduğunu bilen, mimar veya mimarları tanıyormusunuz?

      Onlar, varsın kendilerince sırça köşklerinde otura dursunlar. Biz TAKSİM’E dönelim.

      MAKSEM SARNICI, zamanının su ihtiyacını –TAKSİM- karşılamak üzere, 1700’lü yıllarda bildiğimiz mimaride yapılmıştır. O nu takip eden yıllar da ise TAKSİM TOPÇU KIŞLASI’NIN yapımını, 1900’ün başlarında Fransız şehir bilimci Henri Prost’un önerisiyle nasıl yıkıldığını öğreniyoruz.

      Bazen resmin içine alınıp, bazen yok sayılan ORTODOKS Kilise’si de 1800’lü yıllarda inşa edilmiştir. Daha sonra, 1928’de İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica’nın yaptığı TAKSİM ANITI’NI, 1969’da yapılan ATATÜRK KÜLTÜR Merkezini görüyoruz. Başka, Taksim’i beton yığınına dönüştüren MİMARLARIMIZIN zevksizlik ürünü, gözlerimizin derinliklerine acı veren eserlerini (!) görüyoruz!

      Bizde yanlışlıklardan dönüldüğü pek görülmemiştir. Bütün duyarlılığımla seslenmek ve anlatmak istiyorum.

      Mesela, Bütün çabası, her nedenle olursa-olsun,  İstanbul için üretmek olan ve bundan vazgeçmeyen Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp’i izliyoruz. Hani, Taksim Cami Projesi ödül alan profesörümüz. Bakın ne diyor:

 ‘’Taksim bölgesinde DOĞRU arsada, DOĞRU bir projeyle bir cami inşası %99’ı Müslüman olan Türkiye’miz için hem simgesel hem de işlevsel bir gerekliliktir.’’ Bu söylediklerine ve daha önce onun söylediğini hatırladığım, AKM’NİN yıkılması düşüncesine de yürekten katılıyorum.

      Ancak, buradan hareketle, Ey…! İstanbullular,  Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakan, Kültür Bakanı, Siyasi Partiler, Sivil Toplum Kuruluşları, Duyarlı insanlar, İstanbul’un MİMAR olan Belediye Başkanı ve EY… Ahmed Vefik Alp, TAKSİM CAMİ’SİNİ ne olursunuz, O ALANA yapmayınız. Yaptırmayınız…

      Geliniz, TÜRK-İSLAM KÜLTÜR MEDENİYETİNİN en önemli simgesi olacak bir projeyi gerçekleştirelim. Prof. Alp’in mevcut projesini veya yenisini de katarak estetik güzelliği ve özelliği olanı gerçekleştirelim. Gerekirse proje yarışmasını ULUSLAR ARASI yaparak, Zaha Hadid ve benzerlerini davet edelim. Sonra da;

- Cami yapılması düşünülen alana, TÜRKİYE MOZAĞİNİ yansıtacak dikdörtgen planlı AMFİ-TİYATRO yapalım. Alt katları oto-park olarak düzenleyelim. MAKSEM SARNICININ malzeme yapısı ile ANADOLUDAN gelecek TAŞI veya MERMERİ bütünleştirelim. Her yörenin ismini (mümkünse 81 il) birer bölümüne verelim.

— Ortodoks Kilisesi’nin etrafındaki bütün çirkin yapıları kaldırarak yeşil alan yapalım.
— TAKSİM TOPÇU KIŞLASI ve AHIRLARIN yapımından kesinlikle vazgeçelim.
— ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ ve TAŞKIŞLA yönündeki bütün binaları kamulaştırarak, yıkalım.
— TAKSİM’DEN İstanbul Boğazını herkesin görebileceği yeni PROJE ile CAMİ ve KÜLLİYEYİ (pardon kültür merkezi) ni bu alana (mevcut oto-park) yapalım.
—Kentsel Tasarım Projesi bütünlüğü içinde, yapılacak YENİ CAMİ-KÜLLİYE’Yİ GEZİ Parkıyla bütünleştirelim. Bu alanı gerektiğinde Bayram, Cenaze ve Cuma Namazların da kullanalım.
— İbadet sonrası çıkışlarda, oluşacak yoğunluğu mutlaka dikkate alalım.
— Dilini yutmuş PEYSAJ Mimarlarını, her şeye karşı olanları, vıcık vıcık yağcılık yapanları, kendi köşelerinde sesiz sedasız oturanları veya unutulanları, FİKRİ olanları bir araya getirelim.
— Yaşayan bütün KÜLTÜR varlıklarımıza saygı içinde, 17–18. yüz yıl MİMARİSİNE ezdirilmeyecek YEPYENİ ÜÇ eseri gelin birlikte inşa edelim. Dini, dili, kimliği ne olursa olsun, herkesin içine sineni, CAMİ- KÜLTÜR MERKEZİ ve AMFİ TİYATROYU gerçekleştirelim.

      Her boş bulduğu alana inşaat yapmak anlayışından vazgeçildiği,

      TÜRK-İSLAM KÜLTÜRÜNÜ en üst düzeye yükselteceğimiz, sağlıklı, mutluluk dolu, başarılı ve BİRLİKTE YAŞAYACAĞIMIZ TÜRKİYE’DE, herkese nice yeni yıllar diliyorum.

Kenan Mutlu Gürses

Kenan Mutlu Gürses © 2011 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön